YÜKSEL AYTUĞ / Çocuklardan hamburger mi yaptılar?

Korkunç iddiayı ilk kez yurtdışında yaşayan bir Türk kadınının sanal medya paylaşımında dinlemiştim: “Hızlı yemek sunan restoranlardaki hamburgerlerin içinden çocuk süt dişleri çıktı. Dünya bunu konuşuyor” demişti. Sonra New York eski Belediye Başkanı Eric Adams, inanılmaz bir açıklamada bulundu. Dedi ki; “New York’taki kayıp 500 bin çocuğu bulamıyoruz. 500 bin çocuk… Neye kurban edildiklerini bilmiyoruz. İşçi olarak mı sömürülüyorlar, sapık tarikat ritüellerine mi, pedofiliye mi kurban gidiyorlar? Kimileri, mağdurlar dışındaki herkesi korumak için uğraşıyor. Bu büyük bir ikiyüzlülük. Ben masum çocukları korumak istiyorum.”

Sonra asıl büyük bomba patladı. New York’ta yaşayan ünlü haham ve profesör Abraham Finkelstein’ın ses kaydı düştü internete: “11 Eylül de dahil her şeyi biz yaptık. Biz bu ülkede 100 bin ile 350 bin arasında çocuk çalıyoruz. Kanlarını akıtıp fısıh ekmeğine katıyoruz ve sonra cesetlerini mezbahalara gönderip onlardan sosis ve hamburger yapıyoruz…”
Midenizi bulandırdığım için binlerce özür diliyorum. Ama bunlar çoktan iddia olmanın ötesine geçti. Dünyanın kanalizasyonunun patladığını size haber vermek için başka çarem yoktu… Affedin.
Ne Venezuela, ne İran… Şu anda dünyanın en büyük meselesi bu olmalıdır.
Beyaz’la Joker olmuş mu?
Beyazıt Öztürk hem yetenekli hem şanslı bir şovmen. Neden mi? Kanal D’deki ilk yarışma sunuculuğunda Allah ona öyle bir ilk yarışmacı göndermişti ki, “ölü doğum”un kıyısından dönüldü. Eğer yarışmacı Ali olmasaydı, başlıktaki sorunun cevabı kesinlikle “Hayır olmamış” olacaktı. Kanatçı Ali ile Beyaz ilk 15 dakikada öyle bir gaf ve sakarlık düellosuna giriştiler ki, cümle metin yazarı bir araya gelse yeni programa böyle cazip bir giriş bölümü yazamazdı.

Ne yalan söyleyeyim, Joker’de Beyaz’ın işi zor. Daha önce hep ünlülerle birlikte program yaptığı için bu kez ekmeğini taştan çıkartmak, yani “kendi ünlüsünü kendi yaratmak” zorunda. Belli ki programın kaderini Beyaz’ın maharetinden çok “yarışmacı seçimindeki isabet” belirleyecek.
Yine de 7 yıl sonra ekranda “Beyaz doğallığını” izlemek keyifliydi. Şansın, bahtın açık olsun kardeşim…
Türkiye nasıl tuzaktan kurtuldu?
Venezuela Lideri Maduro’nun kaçırılma süreci hakkında New York Times’ta bizim adımıza “dehşet verici” bir makale yer aldı.
Yazılana göre, Maduro’ya 23 Aralık’ta ABD tarafından şöyle bir teklifte bulunuldu: “Seni İstanbul’a götürelim. Böylece kelleni kurtarabilirsin. Zaten Erdoğan ile aran iyi. İstanbul Havalimanı’na indiğinde seni geri çevirmez.” Ancak Maduro bu teklifi reddetti.
İsrail tarafından organize edilen bu planın amacı, Türkiye’yi uyuşturucu trafiğinin içine çekmek, Venezuela ile işbirliği içinde olduğu algısını yaratmaktı. Yani Türkiye uçurumun eşiğinden dönmüştü.

Bu arada Maduro’nun yanındakilerin devlet başkanını kaça sattığı da ortaya çıktı. ABD’li yetkililer Karakas’taki bir otelde iki Venezuelalı general ile görüşüp, onların araçlarının bagajına 20 milyon dolar koydular. Generaller de bu paranın yarısını Maduro ve eşinin güvenliğinden sorumlu personele dağıtıp, operasyonu başlattılar.
Aslında Maduro’nun başına 50 milyon dolar ödül konulmuştu. Belli ki uyanık esnaf Trump, bu işi de ucuza getirmiş.
Şeref kürsüsü
Fırtına varken köprü geçişlerinde motosikletlilere siper olan tüm vicdanlı sürücülerden Allah razı olsun.
Zap’tiye
Son zamanlarda dili uzayıp, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret yağdıran Yunanistan’ın hava sahası 24 saat boyunca kör oldu. Uçak indirip kaldıramayan Yunanistan, sonunda hava sahasını kapatmak zorunda kaldı. Gözlerine o parmağı kim sokmuş olabilir acaba?..
Ne demiş?
“Bizde Noel Baba yok, Müslüm Baba var. O da bacadan değil, damardan giriyor.” (Sanal medyadan)



