Yerli ve Milli Medya Mücadelesi


Bu yazının konusunu baştan söyleyeyim… “Dijital sömürü ve kuralsızlığı!”
Dijitalleşme elbette çağımızın gerçekliği ve bizler de bunun farkındayız. Çağımızın gerçekliğini, gelecek öngörüsüyle birleştirmek için bir hayli kafa yoruyoruz. Meselemizin özünü, “Yerli ve milli medyanın sürdürülebilirliği” oluşturuyor. Elbette görüşlerimiz farklı farklı. Yeri geldiğinde karşılıklı atışıyoruz da. Ama -istisnalar hariç- her birimiz kendi fikrî penceremizden bu ülkenin iyiliği ve güzelliği için gayret gösteriyoruz.
Peki ya “reklâm-veri-algoritma” üçlüsü ile çalışan, yabancı menşeli dijital platformlar öyle mi? Daha açık anlatmaya çalışayım.
Google, Meta (Facebook/ Instagram), YouTube, TikTok gibi şirketler klasik anlamda medya kuruluşu değiller. Bunlar, genellikle içerik üretmiyor fakat reklâm alanı satıyorlar. Asıl ekonomik değeri ise maalesef- at oynattıkları- ülkelerde kullanıcı verisi üzerinden sağlıyorlar. Böylece, yerli ve milli medya varlıklarının aleyhine olan bir işleyişi dayatabiliyorlar.
Reklâm pastası ve dağılımı buna iyi bir örnek teşkil ediyor. Neden? Çünkü… Reklâm; Türk kullanıcıya gösteriliyor, Türkiye‘de tüketiliyor… Gel gör ki reklâm bedelinin büyük kısmı, malûm platformların Türkiye temsilciliği aracılığıyla veya doğrudan yurt dışı merkezine (İrlanda, Hollanda, ABD gibi) aktarılıyor. Özetle… Asıl kâr Türkiye’de değil, merkez ülkedeki şirketin bilançosuna yazılıyor.
***
Problem, bir sonraki aşamada iyice karmaşıklaşıyor, sosyo-politik kurgulara kadar varıyor. Zira, Türk vatandaşlarının; ilgi alanları, davranışları, siyasi-kültürel kodları, tüketim tercihleri, bulunduğu lokasyonlar, zaman verileri bile yabancı dijital platformlarca toplanıp ve işlenebiliyor!
Sonra iş, yeniden oluşan ekonomik değerde düğümleniyor. Ne mi oluyor?
Daha pahalı reklâm satışı, algoritmalarla hedefleme, yapay zekâ eğitimi ve küresel büyük veri havuzu için kullanışlı malzeme geliştirilmesi!
Yabancı platformlar; yerli medyanın ürettiği haberleri, videoları, içerikleri arama sonuçlarında, akışlarda, öneri sistemlerinde dilediği gibi kullanabiliyor. Buna karşın içerik üreticisine reklâm gelirinden pay vermeye yanaşmıyor!
Özel geliştirilen ve şeffaf olmayan kapalı devre algoritmalar…
Kimin görüleceğine, hangi içeriğin bastırılacağına, hangi reklâmın pahalı olacağına nihai kararı veriyor.
Sonuç… Yerli medya içerik üretir. Yabancı platform dağıtır ve parayı kazanır!
Para demişken…
2024 yılı -Dijital Hizmet Vergisiverilerine göre yaklaşık 280 milyar liralık cirodan bahsediyoruz. Bu cironun -en az yarısı- 140-150 milyar lirası, yabancı dijital platformların menfaat alanına gidiyor.
İşte bu yüzden…
Yerli medya zayıflıyor veya zayıflatılıyor, reklâm pastası daralıyor veya daraltılıyor. Milli güvenlik sorunu yaratması muhtemel bu kamusal alan giderek yabancı algoritmalarla şekilleniyor.
Demem o ki…
Haber içeriklerini kullanan yabancı platformlar, “İçerik sağlayıcıya telif ve reklâm payı ödemelidir!”
Unutmadan!
Meta (Facebook/Instagram), Google gibi şirketlerin, bu yükümlülüklerden kaçınmak için platformlarında haber paylaşımını sınırlandırma yoluna gittikleri emsal olaylar da var!
Tam da bu nedenle, “Yerli ve milli medyanın, ilgili Bakanlıkların ve TBMM’nin birlikte hareket ederek Türkiye’nin gücünü, büyüklüğünü göstermesinin zamanı geldi de geçiyor!”



