Venezuela halkının yanındayız

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Külliye’de gerçekleştirilen ve 2 saat 10 dakika süren yılın ilk kabine toplantısının ardından millete seslendi. Erdoğan’ın açıklamaları özetle şöyle:
Türkiye, dünyanın her tarafında adaleti, meşruiyeti ve uluslararası hukuku savunan ülkelerin en başındadır. Gazze’den Suriye’ye nerede bir haksızlık, hukuksuzluk ve zulüm varsa, tavrımızı çok net biçimde ortaya koyduk. İlkelerimiz söz konusu olunca komplekse kapılmayız.
Bu hakikati, ana muhalefetin başındaki zat bilmese de; Afrika’dan Latin Amerika’ya dostlarımız ve kardeşlerimiz gayet iyi bilmektedir. Gerekirse bin düşünüp bir söyleyecek, Türkiye’nin menfaatlerini her daim koruyacak ve yücelteceğiz. Çünkü bizim üzerimizde milletin emaneti, 86 milyonun hakkı var, sorumluluğu var.
Bizim omuzlarımızda umutlarını, büyük ve güçlü Türkiye’ye bağlamış yüz milyonların mesuliyeti var. Sırtımızda yumurta küfesi var. İç politikayı da dış politikayı da ilkelerle yapan; akılla ve vicdanla yapan bir hükümetiz; böyle bir kadroyuz. Dünyanın neresinde olursa olsun, siyasi meşruiyeti ve uluslararası hukuku ihlal eden hiçbir eylemi tasvip etmeyiz.

HASSASİYETLERİMİZİ İLETTİK
Venezuela meselesinde de hem Türkiye için, hem dost Venezuela halkı için en iyisi, en doğrusu neyse onu yapmanın gayretindeyiz. Sayın Maduro ve Venezuela halkı, milletimizin dostu olduğunu her zaman göstermiştir. İki dost ülke olarak, zor günlerimizde birbirimizle dayanışma içinde olmaya önem ve öncelik verdik. Bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Ülkelerin egemenlik haklarının ihlal edilmesi ve uluslararası hukukun çiğnenmesi, küresel düzeyde ciddi komplikasyonlara yol açabilecek riskli adımlardır. “Hukukun gücü” yerine “gücün hukukunun” egemen olduğu bir dünyada; istikrarsızlık, kriz, çatışma eksik olmaz. Türkiye olarak, ne bölgemizde ne başka coğrafyalarda, kaos, kargaşa ve gerilim olmasını asla istemeyiz.
Kabine toplantısında Venezuela olayını enine boyuna değerlendirdik. ABD Başkanı Sayın Trump’la telefon görüşmemizde de, ülkemizin hassasiyetlerini ilettik. Venezuela’nın istikrarsızlığa sürüklenmemesi gerektiğinin altını çizdik. Türkiye ve Türk Milleti; refah, huzur, kalkınma mücadelelerinde dost Venezuela halkının yanında olmaya devam edecektir.
Hiç çekinmeden, eğilmeden, bükülmeden, ülkemizin hak ve hukukunu her platformda cesaretle savunuyoruz. Ana muhalefetin lideri gibi yabancılardan “5 dakikacık” ilgi dilenmiyor, muhataplarımıza “5 dakikalık bir görüşme” için yalvarmıyoruz. Büyük bir milletin ve büyük bir devletin mensubu olduğumuzun bilinciyle, her yerde dik duruyor, ama diklenmiyoruz.
Tefrikayı, fitneyi, bozgunculuğu kapımıza yaklaştırmadan ebedi ve ezeli kardeşliğimize hep birlikte sıkı sıkıya sarılmamız gerekiyor. Bizi ayırmak isteyenler, aramıza nifak sokmak isteyenler, bizi birbirimize düşürmek isteyenler, daima olmuştur ve olacaktır, ama biz bu oyunlara gelmeyeceğiz.
Boylarına-poslarına bakmadan son derece kibirli bir edayla Türkiye’ye parmak sallayanların bizden istediği devletimizdir, vatanımızdır; amaçları büyük ve güçlü Türkiye idealimizin kuvveden fiile çıkmasını engellemektir. Türk ve Türkiye düşmanlarının bu sinsi tuzaklarına düşmeyeceğiz. Terörsüz Türkiye sürecini kararlılıkla devam ettirerek, 40 senelikterör sorununu kökten çözeceğiz.

GENÇLERE BURS ZAMMI MÜJDESİ
2002 yılında 451 bin 550 üniversite öğrencilerimize yalnızca 45 lira burs ve öğrenim kredisi veriliyordu. 2025 yılı içerisinde 867 bin kişiye kredi, 651 bin kişiye burs olmak üzere, toplam 1 milyon 518 bin üniversite öğrencimize destek sunduk. Sadece geçen sene üniversite öğrencilerimize sağladığımız burs ve kredi desteğinin toplamı 34 milyar 14 milyon liradır. 2025 yılında burs ve öğrenim kredisi olarak; lisans öğrencilerimize 3 bin lira, yüksek lisansa 6 bin lira, doktoraya 9 bin lira destek sunuyorduk. 2026 yılı itibarıyla bu rakımı yüzde 33 oranında artırarak; lisans öğrencilerimizde 4 bin liraya, yüksek lisans öğrencilerimizde 8 bin liraya, doktora öğrencilerimizde 12 bin liraya yükseltiyoruz.
Külliye’de 2 saat süren kabine toplantısının ardından millete seslenen Erdoğan, ABD Başkanı Trump’la görüşmesine ilişkin de bilgi verdi.
ÖZEL, ÜÇÜNCÜ SINIF POPÜLİZM YAPIYOR
ANA muhalefet partisi genel başkanı, iç siyasette olduğu gibi dış politikada da üçüncü sınıf bir popülizm yapmaktadır. Bu zatın ne dediği, neyi savunduğu bile belli değildir. Son yıllarda bölgemizde cereyan eden hadiseleri ve bunlara karşı CHP’nin yaklaşımını şöyle bir gözden geçirelim. CHP Genel Başkanının isabetli tek bir öngörüsünü bulamazsınız. Ne Karadeniz’de ne Doğu Akdeniz’de ne Gazze soykırımında ne Libya ne de Suriye konusunda; tutarlı, vicdanlı, omurgalı hiçbir duruşları yok. Tek bildikleri hükümetimize karşı çıkmak; bizim “ak” dediğimize “kara”, “doğru” dediğimize “yanlış” demek.

Rusya-Ukrayna krizinin ilk günlerinde, şimdi karşılarında süklüm püklüm oldukları güç odaklarının işaretiyle hükümetimizi eleştirenler bunlardı. Suriye’nin devrik lideri ülkesinden kaçarken, “Esad’la görüşülmeli” diyenler bunlardı. Karabağ’ın 44 günlük vatan muharebesinde, Ermeni diasporasıyla söz birliği içinde Can Azerbaycan’ı desteklememize karşı çıkanlar bunlardı. Gazze soykırımında Filistin direnişine terör yaftası yapıştıranlar bunlardı. Yıllarca Türkiye’yi DEAŞ’a destek vermekle suçlayanlar bunlardı. Avrupa’ya Türkiye’yi şikâyet turları düzenleyenler bunlardı. Kendi ülkelerine müdahaleyi savunanları tebrik sırasına girenler bunlardı. Dış politikada “omurga” nedir, “ilke” nedir, “milli menfaat” nedir bilmeyenler yine bunlardı; bugün bize ahkam kesen ana muhalefet yöneticileriydi. Şimdi çıkmışlar, akıllarınca bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. Kimse kusura bakmasın; ama bunun adı yüzsüzlüktür.
CHP’NİNKİ PATOLOJİK RUH HALİ
Muhalefet, “iktidar yıpransın da Türkiye’ye ne olursa olsun” mantığıyla hareket edemez; böyle bir sorumsuzluğun içinde olamaz. Dahası bu kadar basiretsizlik örneğinden sonra, bırakın ana muhalefetin bize laf söylemesini, bu konularda ağızlarını dahi açmaması gerekir. Ülkemizden 11 bin kilometre ötede, Türkiye’yle yakın dostluk ilişkisi olan bir ülkede bir hadise yaşanıyor; CHP Genel Başkanı’nın aklına ilk gelen; bize saldırmak, çeşitli fotoğraflar üzerinden bize sataşmak oluyor. Bu, patolojik bir ruh halinin işaret ideğilse nedir? Siyasette kutuplaşmayı bu provokatif üslupla mı azaltacaksınız? İç cephemizin tahkim edilmesine böyle mi destek olacaksınız? Dünyanın içinden geçtiği bu zor dönemde, Türkiye’nin hak ve hukukunu böyle mi koruyacaksınız?

F-35 ALMAMIZ NATO’NUN GÜVENLİĞİ İÇİN ÖNEMLİ
TÜRKİYE’NİN Rusya’dan askeri teçhizat satın alması nedeniyle F-35 programından çıkarılması kararı haksız. Bu konuyu Trump’a bizzat ilettim. Türkiye’nin, ödemesini çoktan yaptığı F-35 uçaklarını teslim alması ve programa yeniden dâhil edilmesi iki stratejik ortak olan Türkiye ve ABD’nin yanı sıra NATO’nun güvenliği için de önemli ve gerekli. Türkiye Eurofighter Typhoon satın alınmasında olduğu gibi şartların NATO ittifakı ruhuna uygun olmasını bekliyor.
BARIŞ İÇİN TÜRKİYE’NİN KAPISI HERKESE AÇIK
TÜRKİYE, Rusya-Ukrayna Savaşı’nın dışında kalabilmesi sayesinde ileride yapılabilecek barış görüşmeleri için olası ev sahibi olma rolünü sürdürüyor. Aynı zamanda herhangi bir ateşkesin gözlemlenmesine de destek verebiliriz. Türkiye, hem Putin hem de Volodimir Zelenski ile doğrudan konuşabilen tek aktör konumunda. Türkiye’nin kapısının herkese açık. Bunu hem Rus hem de Ukraynalı liderlere defalarca açık şekilde söyledik.



