TUBA KALÇIK / Kirli çarkların parçası olmam

Eski Habertürk spikeri Nur Köşker, eski genel yayın yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’un savcılığa verdiği ifadede kendisiyle ilgili yalan beyanlarda bulunduğunu iddia etti. GÜNAYDIN’a konuşan Köşker, Ersoy’un yalanlarını tek tek sıraladı
Habertürk eski genel yayın yönetmeni Mehmet Akif Ersoy‘un savcılık ifadesi ortaya çıktı. GÜNAYDIN için röportaj yaptığım eski Habertürk spikeri Nur Köşker‘in iddialarına yönelik “Saçma hareketlerde bulunduğu için kanaldan kovulmuştur. Bu nedenle bize husumet beslemektedir. Habertürk’ün asansörlerinde 7/24 kamera kaydı vardır. Beyanları iftiradır ve asılsızdır” demiş.

Ben de Ersoy’un bu ifadesini Köşker’e sordum. “Savcılığa sunduğum mesajlar ortada” diyen Köşker, sözlerine şöyle devam etti: “Öncelikle şunu net biçimde belirtmek isterim; Habertürk’ten kovulmadım, kendi isteğimle istifa ettim. Bu bilgi çok kolay şekilde teyit edilebilir.
İkincisi, kamuoyuna yansıyan bazı söylemlerin aksine, asansörde taciz edildiğime dair hiçbir zaman bir iddiam olmadı. Saçma hareketler yapan biri için İnsan Kaynakları’na memnuniyet bildirilmez; bu kendi içinde çelişkidir.

Taciz ve mobbing iddiası bir çıkar aracı değil, bir cesaret beyanıdır. Hiçbir kadın, sırf husumet uğruna kendini bu kadar savunmasız ve ağır bedellerin olduğu bir yere koymaz.
Bu tür iddialar, bir kadının en kolay değil, en zor ve en ağır bedeli ödeyerek dile getirdiği iddialardır. Çünkü böyle bir beyan, en çok iddia sahibinin hayatını, itibarını ve geleceğini etkiler.

Bu nedenle taciz ve mobbing gibi insanın onuruna ve hayatına dokunan konular iftira konusu olamaz. Eğer bir iftira niyetim olsaydı, orada kalır, susar ve bu düzenin içinde yoluma devam ederdim. Oysa ben hayatımı, mesleğimi, düzenimi bırakıp Amerika’ya geldim. Geri dönüp bu kirli çarkların ve oyunların parçası olmak gibi en ufak bir arzum yok.”
DÜZENLEMEYİ DESTEKLEMELİYİZ
Günümüz dünyasında çocuklarımız için en tehlikeli araçlarından biri sosyal medya. Çocuklarımızın ruh sağlığına, sosyal gelişimine olumsuz etkisi artık dünyada da kabul edilen bir olgu. Sosyal medya üzerinden çocuklarımızın maruz kaldığı siber zorbalıklar da cabası.
2025 yılında da türlü, türlü rezilliklere, skandallara defalarca tanık olduk bu platformlarda. Sadece çocuklarımıza değil aslında yetişkinler için bile ciddi tehlikeler barındırıyor. Özellikle fenomenleri, ‘ünlümsü’ tipler yüzünden gittikçe daha da kirli hale geldi sosyal medya. Çocuklarımız da rol modellerini bu kirlilik içinden seçebiliyor maalesef. Gençlerimize, sistematik olarak güzellik algısı, lüks yaşam, kolay yoldan para kazanıp köşeyi dönme fikri aşılanıyor. Eskiden doktor, mühendis, öğretmen gibi saygın meslek sahibi olmak için mücadele eden gençlerimizin bir kısmı şimdi, fenomenlerin hayatlarına özenip onlar gibi olmak istiyor. Bu yozlaşma değil de nedir?

Toplumsal ahlaka, kurallara aykırı hayatları normalleştiren bu dijital platformlar için çok önemli bir düzenleme yapılacak. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 15 yaş altına yönelik sosyal medya düzenlemesini de içeren torba yasa taslağımız bu ay sonunda Meclis’te ilgili komisyona sevk edileceğini açıkladı. Bu düzenleme, sosyal ağ sağlayıcılarına, 15 yaşından küçük çocuklara hiçbir şekilde hizmet sunmama ve hesap açmama yükümlülüğü getirilmesini, çocuklar zararlı içeriklere maruz kalmadan etkili filtreleme sistemlerinin kurulmasını öneriyor. Avrupa’da bir süredir çocukları sosyal medyanın çeşitli zararlarından korumak için çeşitli yasal düzenlemeler yapılıyor. En son Fransa’da da 15 yaş altı için sosyal medya yasağı gündemde. Türkiye’nin de böyle bir düzenlemeyi yapması son derece önemli bir hamle. Her gün türlü kepazeliğin yaşandığı sosyal medya ağlarının yarattığı kirlilikten çocuklarımızı korumak adına atılacak her adımı desteklemek gerekiyor. Ben de destekliyorum.



