TİMUR SIRT / Oyuncaklar teknolojiyle bağ kurdu

Çocukların merakı, öğrenme arzusu ve keşfetme tutkusu, teknolojinin oyuncak dünyasındaki ilerlemesiyle birlikte bambaşka boyutlara taşınıyor. Geleneksel oyuncak devleri çocukların hem eğlenmesini hem de öğrenmesini sağlayan yenilikçi ürünler geliştiriyor
Okullar açılmak üzere, biliyorum herkes okul ücretleri, kırtasiye ürünleri peşinde. Peki ya çocukların istekleri? Onların merakının peşinden gitmesini sağlayacak oyuncaklar… Evet o oyuncaklara ulaşım imkanı az. Ancak Türkiye‘nin sahip olduğu başka oyuncaklar var.
Türkiye dünyada en çok indirilen mobil oyunları geliştiren oyun stüdyolarına sahip. Üstelik Türkiye ilk unicorn yani değeri bir milyar doları aşan bir teknoloji girişimine de ev sahipliği yapıyor.
Teknolojik oyuncakların en büyük avantajı, çocukların doğal merak duygularını tetiklemesi. Geleneksel eğitim yöntemlerinden farklı olarak, bu oyuncaklar öğrenmeyi zorla değil, merakla başlatıyor. Çocuklar “Bu nasıl çalışıyor?” sorusunu sorduktan sonra, cevabı bulmak için deneyim yapmaya, araştırmaya ve keşfetmeye başlıyor.
Bazı firmaların fizik temelli oyunları, çocukların yerçekimi, sürtünme ve momentum gibi kavramları fark etmeden öğrenmelerini sağlıyor. Bazı firmaların programlanabilir setleri ise mantık, matematik ve mühendislik düşüncesinin temellerini atıyor.
Her iki tür firma da çocukların “Nasıl?” ve “Neden?” sorularını sormalarını ve bu soruların cevaplarını aramalarını teşvik ediyor.
1960’lardan bu yana çocukların hayal dünyasına renk katan oyuncak şirketleri, artık sadece metal araçlar ve plastik pistlerle sınırlı kalmıyor. Sektörün son dönemde geliştirdiği teknolojik yenilikler, geleneksel oyun deneyimini tamamen değiştiriyor.
TÜRKİYE OYUN STÜDYOSU CENNETİ
İstanbul, Avrupa‘nın en çok oyun stüdyosunun olduğu Londra‘dan sonra ikinci büyük şehir. İstanbul’dan oyun şirketleri çıkması ve oyun sektörünün her dönem en çok yatırım alan teknoloji girişimlerinin bu şehirde olması tesadüf değil.
Artırılmış gerçeklik destekli pistleri olan şirketler, çocukların fiziksel oyuncaklarını akıllı telefon ve tabletlerle birleştirmesine olanak tanıyor. Çocuklar, gerçek araçlarını sanal pistlerde yarıştırabilir, performanslarını takip edebilir ve arkadaşlarıyla online turnuvalarda karşılaşabilir hale geliyor.
Önce fiziksel pistlerde hayal gücünü kullanmayı öğrenen çocuklar merakının peşinde koşarak öğreniyor. Bu teknoloji, çocukların fizik kurallarını, hız kavramını ve yarış stratejilerini eğlenceli bir şekilde öğrenmelerini sağlıyor.
TÜRK TELEKOM AĞ ÇÖZÜMLERİ
Türk Telekom‘un IoT çözümleri ile akıllı cihazları destekleme kapasitesi teknolojik oyuncakların temel ihtiyaçlarından biri olan internet bağlantısı için kritik.
Son dönemde ortaya çıkan bu AR destekli pistler ve akıllı robotlar güvenilir internet bağlantısına ihtiyaç duyuyor. Altyapı imtiyaz sözleşmesini 25 yıl daha yenileyen Türk Telekom’un 5G altyapısı yatırımları ve teknoloji ekosistemi çalışmaları oyun sektöründe hız beklentilerine hızlı yanıt verilmesini sağlayacak. Gelecekteki akıllı oyuncakların daha hızlı veri alışverişi yapmasına olanak tanıyacak. Gerçek zamanlı multiplayer oyunlar, bulut tabanlı AI işlemleri ve anlık veri senkronizasyonu 5G ile mümkün hale geliyor.
MERAKIN TETİKLEDİĞİ ÖĞRENME ARZUSU
Teknolojik oyuncaklar, çocukları gelecekteki mesleklere hazırlarken, aynı zamanda temel yaşam becilerini de geliştiriyor.
Programlama mantığı, analitik düşünce, yaratıcı problem çözme ve iş birliği becerileri, 21’inci yüzyılda her alanda ihtiyaç duyulan yetkinlikler.
Bu teknolojik dönüşüm, oyuncakların sadece eğlence aracı değil, aynı zamanda güçlü öğrenme platformları olduğunu gösteriyor.
Çocukların merakları, bu akıllı oyuncaklar sayesinde bilgiyle, keşfetme tutkuları ise teknoloji ile buluşuyor.
Bu eğlenceli keşif yolculuğu, çocukların gelecekteki başarıları için çok önemli.
HANGİSİ DAHA HIZLI VE GÜÇLÜ
Akıllı pist setleri; sensörler aracılığıyla araçların hızını, tur sürelerini ve performansını ölçüyor. Bu veriler, çocukların analitik düşünme becerilerini geliştirmelerine yardımcı oluyor.
Hangi araç hangi pistte daha iyi performans gösteriyor? Hangi faktörler hızı etkiliyor? Bu sorular, çocukların bilimsel düşünce yöntemlerini oyun içinde keşfetmelerine olanak tanıyor.
Dünyanın en büyük araba şovlarından biri, 2025 yılında 16 ülkeyi kapsayan bir yolculuk yapıyor. Türkiye’de de bu yıl ilk defa bu tur gerçekleşti. 30 binden fazla ziyaretçinin katıldığı organizasyonda katılımcılar yalnızca yarışma heyecanını değil, aynı zamanda otomobil kültürünün dinamizmini ve “garaj ruhu”nu doyasıya yaşadı.
Etkinlik, Türkiye’nin otomotiv tutkunlarının yaratıcılığını dünya çapında sergilemesine imkan sundu.
İNŞAAT MAKİNELERİ İZLEME ÇAĞI
Teknoloji ile geleneksel inşaat oyununu birleştirerek çocuklara programlama ve robotik dünyasının kapılarını açan özel projeler bulunuyor. Bu kapsamda üretilen oyunlar; çocukların sadece inşa etmekle kalmayıp, yarattıklarına hayat vermelerini sağlıyor. Motorize parçalar sayesinde çocuklar, mekanik ve mühendislik kavramlarıyla tanışıyor. Dişliler, motorlar ve sensörler sayesinde çocuklar, kendi arabalarını, vinçlerini ve robotlarını inşa edip hareket ettirebiliyor. Bu deneyim, fizik yasalarını pratik olarak anlamalarına yardımcı oluyor.
TÜRK TELEKOM OYUN PLATFORMU GAMEON
Türk Telekom’un GameOn platformu üzerinden teknolojik oyuncak entegrasyonu yeni fırsatlar yaratabilir. Dijital ortamla gerçek dünya arasında ilişkinin güçlenmesini çocuk yaşta sağlamak önemli avantajlar sağlıyor. Finansal avantaj olarak,GameOn’un dijital oyun platformu, oyun içi fırsatlar sunması ve Türk Telekom faturasına yansıtma imkanı teknolojik oyuncaklar için ideal bir ödeme ve dağıtım kanalı oluşturuyor. Platform, oyuncuların hayatında daha fazla yer alacak ve kullanıcıların oyun deneyimlerine renk katacak şekilde tasarlandığı Pasaj için teknolojik oyuncak ekosistemi mükemmel bir uyum sağlayacaktır.
AR OYUN PLATFORMU: Hot Wheels’in AR destekli pistleri GameOn platformu üzerinden online turnuvalar düzenlenebilir.
LEGO ROBOTIK HUB: LEGO MINDSTORMS ve SPIKE projelerini paylaşabileceğin, kodları indirebileceğin bir merkez oluşturulabilir.
DIJITAL İÇERIK MAĞAZASI: Teknolojik oyuncaklar için özel yazılımlar, uygulamalar ve güncellemeler yapılabilir.
TOPLULUK PLATFORMU: Teknolojik oyuncak sahiplerinin projelerini paylaştığı sosyal alan oluşturulabilir.
ÇOK YAKINDA MİRAS DAVALARINA YAPAY ZEKA BAKACAK!
Yapay zeka görsel oluşturma yeteneklerinin ulaştığı son hali görünce aklıma Aziz Nesin’in yazdığı Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz eseri geliyor. Yapay zeka çağında bazen yaşadığınızı kanıtlamak ya da böyle birinin yaşamadığını kanıtlamak zorunda kalabilirsiniz
Ben artık sadece “yaşadığımı” kanıtlamak zorunda kalmıyorum; yaşadığım her anın, çektiğim her fotoğrafın, imzaladığım her belgenin gerçek olduğunu da kanıtlamam gerekiyor.
Yapay zeka çağında miras davaları, sadece hukuki bir mesele değil, teknolojik bir savaş alanına dönüştü. Bu savaşta kazanmak için hem teknolojiye hem de hukuka hâkim olmak gerekiyor.
Bu yazı ve görselleri de yapay zeka kullanarak hazırladım. Gemini 2.5 Flash Image kullanarak görselleri oluşturdum.
Bak şimdi canım, ben Yaşar değilim, ama Yaşar gibi ‘ben gerçekten yaşıyorum, evet yaşıyorum!’ demek zorundayım.
Şimdi Google DeepMind çıkarmış Gemini 2.5 Flash Image diye bir şey. Bu model o kadar seri çiziyor ki, yeni bir resim çektirsen, ‘bu Yaşar mı?’ diye soruyor herkes.
Bir yandan bu Gemini, öyle karakter tutarlılığıyla çalışıyor ki, sanki Yaşar’ı her seferinde aynı sakalı, aynı çorabı giymiş gibi çiziyor.
‘SynthID’ diyorlar filigran koyuyor, ama ben diyorum ki: ‘Filigranlı Yaşar sicil kartı mı bu, yoksa huzurumuzun köy kütüğü mü?’ Rakipler var: OpenAI, FLUX, Midjourney…
Hepsi bir koşuşturmanın içinde. Pazar, anlatıldığı gibi bir sanat sergisi değil; bir fuar alanı gibi. ve herkes keşkeciliği bırakmış, ‘Nasıl satılır bu çizim?’i tartıyor.
Ben şimdi gelip diyorum: ‘Allah Allah, ya bu görsel sahteyse? Ya ben bir Gemini modeli tarafından acayip ölçekli bir görev uydurulmuş varlığım?’ İşte o zaman ‘filigran, blockchain, otomatik tespit’ falan devreye giriyor.
Sahteyi sahte, gerçeği gerçek bilmek için.
Ve ben, Yaşar gibi diyorum ki: ‘Bu yöntemlerle yaşadığımı kanıtlıyorum!
YAŞAR’IN YAPAY ZEKA ÇAĞI
Miras davalarına yapay zeka bulaşacağı günler çok yakın! Yapay zeka görsel oluşturma yeteneklerinin ulaştığı son hali görünce aklıma Aziz Nesin’in yazdığı “Yaşar ne yaşar ne yaşamaz” eseri geliyor.
Yapay zeka çağında bazen yaşadığınızı kanıtlamak ya da böyle birinin yaşamadığını kanıtlamak zorunda kalabilirsiniz.
HER ŞEY SAHTE OLABİLİR
Google’ın yeni modeli sadece resim üretmiyor, mevcut görselleri de inanılmaz hassasiyetle düzenleyebiliyor. “Şu adamı resimden çıkar, arka planı değiştir, yaşını büyüt” gibi komutlarla saniyeler içinde profesyonel düzenlemeler yapıyor.
Bu teknoloji ne anlama geliyor miras davaları için? Basit: Artık herhangi bir fotoğrafı, belgeyi, hatta video kayıtlarını bile manipüle etmek çok kolay.
Yaşlı bir akrabanız vefat ettiğinde, onun son dönemde çektiği fotoğrafları değiştirerek farklı kişilerle yakın gösterebilir, sahte belgeler üretebilir, hatta hiç var olmayan buluşmaların görsel kanıtlarını yaratabilirsiniz.
Araştırmalar, hukuk davalarında delillerin deepfake kullanılarak manipüle edildiğini ve bu durumun dava süreçlerini etkilediğini gösteriyor.
Deepfake teknolojisinden yararlanılarak oluşturulan sahte içerikler, insanların yüz ifadelerini ve ses tonlarını taklit edebiliyor.
Mirasçı olduğunu iddia eden kişiler, ölen kişiyle yakınlığını gösteren sahte fotoğraflar üretebilir.
Aile toplantıları, tatil anıları gibi “kanıt” görseller yaratılabilir. Yakınlık derecesini abartmak için manipüle edilmiş görseller sunulabilir.
Vasiyetnamelerde imza taklidi artık görsel olarak da mümkün ve maliyeti düşük, kısa zamanda hazırlanabilir hale geldi.
Eski tarihli belgeler üzerinde değişiklikler yapılabilir. Sahte noter onayları veya mühürler eklenebilir.
Bu yüzden geleceğin noterleri tüm bu konularda uzmanlaşmış olması gerekebilir.
Ölen kişinin son dönemde yaptığı sözde sözlü vasiyetlerin sahte videoları hazırlanabilir.
Mirasçılarla konuşmalarının manipüle edilmiş kayıtları ve hastalık döneminde verilen sözde kararların sahte görüntüleri oluşturulabilir.
Deepfake teknolojisi ile yapılan dolandırıcılık, bir finans çalışanına 25 milyon dolar kaybettirdi. Bu tür vakalar, teknolojinin ne kadar ikna edici olabileceğini gösteriyor.
Miras davalarında da benzer manipülasyonlar yaşanması kaçınılmaz.
HUKUK SİSTEMİ ACİL HAZIRLANMALI
Yapay zeka tarafından üretilen belgeler, şu an için doğrudan delil olarak kabul edilmemeli.
AI destekli adli analizler, bir insan gözetimi olmadan mutlak delil olarak değerlendirilemez hale gelmesi şart.
Ancak günümüz hukuk sistemi bu konuda henüz yeterli alt yapıya sahip değil:
Hakimler ve savcılar deepfake tespiti konusunda eğitimsiz.
Adli tıp uzmanları yapay zeka görsellerini ayırt edecek araçlara sahip değil.
Bilirkişi sisteminde bu alanda uzman sayısı yetersiz. Mahkemelerde teknolojik doğrulama alt yapısı konusunda hazırlık yapmak şart.
Ceza muhakemesinde delil çok önemli bir yere sahiptir, ancak yapay zeka üretimi deliller için henüz net kriterler yok. Ancak teknolojik araçlar hızla yaygınlaşıyor.