OKAN MÜDERRİSOĞLU / Terörsüz Türkiye’nin kritik eşikleri…


Kabul edelim ki… Terörsüz Türkiye-Terörsüz Bölge iradesi, önce Devlet içinde yeterli mutabakatla başladı. Ancak sürecin ilerlemesinin hakiki manada “siyasal mutabakat” gerektirdiğine kuşku yok. TBMM’de kurulan Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’ndan üç milletvekilinin (24/11/25) İmralı’da gerçekleştirdiği görüşmeyle “kritik bir eşik” aşıldı. Ama bizi, bir dizi aşılması zaruri kritik eşiğin beklediği de bir gerçek! “Devlet dinamiklerinde gelişebilecek direnç, toplumsal hazmetme kapasitesinin yansımaları ve psikososyal engeller” bunlardan bazıları olmaya aday!
İşte bu nedenle, “Meclis’in süreç yönetimindeki kondisyonunu asla kaybetmemesi” son derece önemli.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘ın Ağustos 2024’teki Ahlat konuşmasında cepheyi güçlendirme mesajı ile başlama vuruşu yapılan süreç, MHP lideri Devlet Bahçeli‘nin Ekim 2024’teki tarihi çağrısından bugüne ciddi sınamalardan geçti. Daha birkaç yıl öncesine kadar tahayyül bile edilmesi imkânsız gelişmeler yaşandı. İmralı ziyaretleri, çağrılar, kongreler, fesih kararları, silah bırakma seremonisi, Türkiye’den çekilen teröristler, Kuzey Irak’ta boşaltılan mağaralar… Ve nihayetinde milletvekillerinin Ada’daki 3 saatlik görüşmesi. Bu temas sonrası TBMM adına yapılan açıklamada, İmralı’daki için herhangi bir sıfat kullanılmaksızın, “Abdullah Öcalan!” ifadesine yer verilmesi… Bir adım ilerisinde ise… DEM Parti kanadının, bu ziyareti sadece PKK terör örgütünün silah bırakması olarak görmediğini, İmralı’yı siyasi aktör konumuna taşıdığını öne sürmesi vs. vs…
***
Bu vesileyle… O görüşmeden açık kaynaklara yansıyan ve aksi belirtilmeyen bazı hususlara da değinmek gerek.
– İsrail faktörü! Belli ki İmralı, İsrail’in kendi güvenliği için Kürtleri aparat olarak kullanma projesini yine fark etmiş. Bu nedenle, Türkiye merkezli “demokratik entegrasyon” dediği noktaya gelmiş! Oyuncak olmakla, oyuncu olmak istemek arasındaki fark kadar net bir tablo bu!
– Tabii ki mühim soru da ortada… “Silah bırakıp Türkiye’ye dönenler ne olacak?” Bir öncesi ise “Silahlarını yakanlar neden Türkiye’ye dönmedi?” Çünkü çerçeve yasa tartışmasız ihtiyaç!
Unutmamak gerekir ki eline silah alan o kişilerle ilgili adli işlemler gündeme gelecek. Terör örgütü üyeleri kategorize edilecek. “Suça bulaşanlar, bulaşmayanlar, Kandil’deki yöneticiler, Avrupa’daki isimler…” Her birini kapsayan düzenlemeler olacak.
İyi de cezasını çeken veya şarta bağlı serbest kalanlar topluma nasıl karışacak? Öyle ya bunlar yıllardır silahla yatıp kalkan ve dağda-mağarada yaşayan unsurlar. Elini kolunu sallayıp toplumun içine bırakılmaları farklı riskler ortaya çıkabilir. Örneğin, yeni tür “çeteleşmeler” gibi.
Özetle… Sosyopsikolojik açıdan rehabilitasyondan tutun da olağan hayata adapte olmaları için üretken hale getirilmelerine kadar… Neler var neler!
Terörist dediğimiz tiplerin yanında Mahmur Kampı‘nda yaşayan siviller de söz konusu. Türkiye ile bağlarının kurulması, kimliklendirilmeleri de ister istemez vakit alacak.
Demem o ki…
Terörden arındırılmış Türkiye ve bölge çabası; yüksek teyakkuz, makul tolerans, geleceği inşa becerisi, sabır, kararlılık ile gereken anda devlet-millet birlikteliğinden doğan gücün gösterilmesini demokratik çerçevede mecburi kılacaktır.


