OKAN MÜDERRİSOĞLU / DEAŞ hücreleri uyandırılırken…

Elbette farklı bir tarih de referans alınabilir. Ancak güncel gelişmeler bizi 8 Aralık 2025‘e götürüyor. Madalyonun bir yüzünde SDG diğer yüzünde ise DEAŞ terör yapılanması yer alıyor. Her ikisi de “Terörsüz Türkiye-Terörsüz Bölge” hedefi ile karşı karşıya getiriliyor!
8 Aralık 2025, Suriye halk devriminin birinci yıl dönümü idi. Aynı gün Mazlum Abdi ismiyle de bilinen teröristin, İsrail menşeli The Jerusalem Post gazetesinde röportajı yayımlandı. Malûm (!) Abdi, büyük ağabeyi ABD’nin ilgisizliğinden yakınıyor, küçük ağabeyi İsrail’e dört elle sarıldığını ise saklamıyordu. Örneğin Trump yönetiminin, ABD yardımını (USAID) azaltmasının, kuzeydoğu Suriye’de DEAŞ ile mücadelede çabalarını zayıflattığını ileri sürüyordu. Bölgedeki 26’dan fazla gözaltı merkezi ve üç ana cezaevinde yaklaşık 10.000 kadar “tehlikeli”(!) DEAŞ militanının tutulduğunu savunuyordu. Kısaca… DEAŞ tehdidinin sürdüğünü söylüyor, bu senaryo ile rehin aldığı Batılı ülkeleri yeniden sahaya davet ediyordu.
SDG‘nin, Suriye Hükûmeti ile imzaladığı 10 Mart 2025 tarihli mutabakat uymaya zorlandığı bir aşamada, Türkiye‘de uyuyan DEAŞ hücrelerinin yılbaşı öncesi harekete geçirilmesi sürpriz değildi! DEAŞ’lı teröristlere bekçilik yaptığı hikâyesiyle şimdiye kadar ABD tarafından himaye edilen SDG’nin, taktik zaman kazanması yine DEAŞ tehlikesi üzerinden yürümesine bağlıydı. Bu kez İsrail’e yaslanarak yeni oyun kurma arayışına yönelmesi ihtimal dahilindeydi. Konjonktürel de olsa bu kurgu -şimdilik- işledi.
DEAŞ’la mücadele demişken… Bu örgütle göğüs göğse çarpışan ve mensuplarından 4 bin kadarını etkisiz hale getiren ülkenin Türkiye olduğunu hatırlatalım. TSK’nın, Ağustos 2016 tarihli Fırat Kalkanı Harekâtı’nı unutmayalım. Kasım 2023’ten itibaren El Kaide ve türevi terör organizasyonlarının, emniyet ve istihbarat birimlerinin yakın ve özel takibinde olduğunu da kayda geçirelim. Algıda seçicilik gereği, toplumun önemli bir bölümü DEAŞ’a karşı kesintisiz sürdürülen operasyonları, günlük haberler olarak okudu, geçti. Oysa sadece 2023-25 döneminde, DEAŞ’la bağlantılı olduğu şüphesiyle -en az- 6 bin kişi ülke çapında yakalandı veya sorgulandı. 13 bini aşkın kişinin DEAŞ başlığı altında yasal işlem gördüğünü, tutuklu veya hükümlü olduğunu da bu tabloya biz ekleyelim.
Demem o ki…
SDG’nin, isim veya şekil değiştirerek yaşatılmasına yatırım yapan küresel güçler, yeniden DEAŞ kartını açtılar ve büyük şoku Türkiye’de yaşatmak istediler. Aynı şekilde, Noel kutlamaları öncesi Batı başkentlerini de alarme ettiler.
Burada, Suriye özelinde dikkat edilmesi gereken birkaç hususun altını çizmekte fayda var…
Kasım 2025’te Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet El Şara ülkesinin, DEAŞ’la Mücadele Uluslararası Koalisyonuna resmen katıldığını açıkladı.
Biraz sonra detaylarını vereceğim üzere, farklı kamplarla gözetim altında tutulan DEAŞ’lılar ve yabancı savaşçılar bağlamında Türkiye de komşusu Suriye’ye her türlü desteği vereceğini duyurdu, uluslararası topluma da güvenlik garantisi vermeye hazır olduğunu ilân etti.
Veriler değişken olmakla birlikte…
Suriye’de halen 2 bin civarında yabancı savaşçı bulunduğu tahmin ediliyor. Üstelik bunların ağırlıklı bölümü Avrupa ülkelerinin vatandaşları. Ve hiçbir ülke, vatandaşı da olsa, bu sorunlu tipleri geri kabule yanaşmıyor!
Her ikisi de Haseke yakınlarında konuşlu El Hol ve El Roj Kamplarında oldukça özgün gerçeklikler yaşanıyor. Örneğin, El Hol Kampı’nda Irak ve Suriye kökenli 10 bin erkek, kadın ve çocuklarla birlikte 50-60 bin kişi yaşıyor. Bir şekilde DEAŞ’a bulaşmış bu insanların aileleriyle gözetim altında kaldığını söylemek yanıltıcı olmaz. El Roj Kampı’nda ise 8-10 bin DEAŞ’lıdan söz ediliyor. Riskli diye tabir edilen ve kapalı cezaevine tutulan DEAŞ’lı sayısı ise 4 bin civarında öngörülüyor.
Özetle…
DEAŞ dosyası; uyandırılan hücreler, bunları hareket geçiren merkezler ve Suriye’deki yapılanması itibarıyla gayet iyi biliniyor. Bu ve benzeri yapıların tasfiyesi, kuzey doğu Suriye’de yerleşik SDG’nin merkezi idareye entegre olmasından veya güç kullanımından başka çare bırakmıyor. Batı toplumları için SDG şantajına boyun eğme dönemi geldi de geçiyor!
Bu vesileyle… Yalova’da, DEAŞ operasyonu sırasında şehit olan polislerimize bir kez daha Allah’tan rahmet, kederli ailelerine başsağlığı diliyorum.



