MAHMUT ÖVÜR / Son operasyonun İBB’li aktörleri


Art arda gelen bir operasyonlar silsilesi izliyoruz… Belediyelerden borsadaki holdinglere, savunma sanayiindeki şirketlerden Kapalıçarşı’daki döviz bürolarına, altın rafinerisinden uyuşturucu tacirlerine uzanan büyük bir temizlenme operasyonu… Bu operasyonlarla sadece siyasetteki şaibeli ilişkilere değil, ekonomiden medyaya her alandaki kayıtdışılığa da neşter atılıyor. Bu nedenle geçmişteki operasyonlar gibi sadece “suça bulaşan unsurları” değil, demokrasiyi de ekonomiyi de zehirleyen “yolsuzluk ekosistemi”ni ortadan kaldırmak hedefleniyor.
Çünkü bu dönemde suçun aktörleri geçmiş dönemdekilerle kıyaslanamayacak kadar pervasızlar ve sistemi tehdit edecek bir noktadalar. Aralarında “güç bende” sarhoşluğuyla ülkeyi yönetmeye kalkan isimler bile var.
Son iki-üç gündür ülke, Bebek Otel eksenli “uyuşturucu-fuhuş ve kumar” operasyonunu konuşuyor. Bu kez işin içinde sadece birkaç “ünlü” sosyal medya fenomeni ya da dizi oyuncusu yok. Başta Bebek Otel’in sahibi Muzaffer Yıldırım da dâhil birçok işadamı var.
Jandarmanın yaptığı son Bebek Otel operasyonunda işin bir boyutu İBB’ye kadar uzandı. Bu da doğal olarak CHP’yi ve siyaset dünyasını şaşkına çevirdi. Büyük ihtimalle uyuşturucu ve fuhuş soruşturmasında tutuklanan sosyal medya fenomeni Rabia Karaca‘nın ifadesinde yer alan iddiaya göre, bu kirli fotoğrafın içinde Ekrem İmamoğlu‘nun birinci halkasında yer alan Murat Gülibrahimoğlu, Tuncay Yılmaz, İbrahim Bülbüllü, Fatih Keleş, Hüseyin Köksal ve Hakan Karanis’in de ismi geçiyor. İddiaya göre Selen Görgüzel, Ayşe Sağlam ve Nilüfer Batur Tokgöz üçlüsü, İBB soruşturmasının firari şüphelisi Murat Gülibrahimoğlu‘nun jetiyle 30 Ekim 2022’de yolculuk yapmış.
Derinleştikçe neler çıkacağını göreceğiz ama şu tablo iddia düzeyinde bile olsa siyaset açısından ürkütücü… Bir an düşünün, yılda 200 milyon dolarlık hafriyat vurgununa imza attığı, özel uçağıyla paralar kaçırdığı ve “âlem” yaptığı iddia edilen Gülibrahimoğlu ile deyim yerindeyse İstanbul’u haraca bağlayan “Kafa Koparan” lakaplı Fatih Keleş bu ülkeyi yönetecek!
Akıl alır gibi değil… Bu kadar kirlenme ortaya çıkmadığı hâlde sonradan CHP’ye geçen Adnan Beker, Altılı Masa için ne diyordu: “Allah memleketi korumuş…”
***
ÇORUM’DAN ÇIKAN BİR HOLDİNG HİKÂYESİ
Son dönemin gündemi yoğun olarak yolsuzluk, rüşvet, kıyak ihaleler olunca sanki ülkedeki bütün iş dünyası böyle büyüyor. Bu doğru değil. Türkiye savunma sanayiinden çelik üretimine, enerji santrallerinden gemi sanayiine ciddi üretim ve ihracat yapan, istihdam sağlayan binlerce işadamına da sahip ve ülke onların omzunda yükseliyor.
Zamanında vergisini veren, çalışanını mağdur etmeyen, kayıtdışılığa kaçmayan işadamı sayısı eminim kaçanlardan fazladır. Bütün bunları bana Londra’da yaşayan bir dostumun gönderdiği Çorum’la ilgili bir köşe yazısı hatırlattı. Londra nere, Çorum nere diye de düşünmedim değil. Okuyunca hak verdim. Yazar Hacı Odabaşı, son yıllarda adı çok duyulan Çorumlu işadamı Ahmet Ahlatcı‘yı yazmış. Bir anlamda ortalığı saran kaçakçılara, kayıtdışı zenginleşenlere, kıyak ihalecilere ve naylon faturacılara inat işini doğru yapan bir işadamının varlığını hatırlatıyor.
“Çorum’dan çıkan bir holding hikâyesi”ni biraz kısaltarak aktarıyorum:
“Sözünü ettiğimiz isim Ahmet Ahlatcı. Bugün Ahlatcı Holding denildiğinde; altın rafinasyonu, enerji, finans, savunma sanayii ve sanayi yatırımları akla geliyor. Ama Ahlatcı Holding’i yalnızca sektör listesiyle anlatmak eksik olur. Çünkü bu yapı, klasik ‘merkez İstanbul, vitrin Boğaz’ anlayışıyla büyümedi. Merkezi Çorum’da. Yani Anadolu’nun göbeğinde. Bu bir tercihtir.
Ahmet Ahlatcı’yı tanıyanların ortak cümlesi şudur: ‘Bu adam önce helali sorar.’ Helal kelimesini burada süs olsun diye yazmıyoruz. Bu kelime, Ahlatcı’nın iş planının ilk maddesidir. Faturasız iş yok. Kayıtdışı yok. Gri alan yok.”
Sanki Türkiye Yüzyılı formülü özetlenmiş… Birilerine umut, birilerine ibret olması dileğiyle.



