YAZARLAR

MAHMUT ÖVÜR / ‘Mucize’ komisyon!

Türkiye’nin geçmişi ve geleceği açısından tarihi bir dönüm noktasındayız. Ülkenin son 50 yılına damgasını vuran ve ağır bedeller ödeten “terör” meselesinde Başkan Erdoğan‘ın deyimiyle “son düzlükteyiz”.
Türkiye bugüne kadar başta “Kürt sorunu” olmak üzere birçok meselede tarihi yüzleşmeler yaşadı. Bugünse bütün bunların üzerine, devlet ve siyaset adına Başkan Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli, kardeşliğin sürmesi, iç cephenin güçlenmesi ve şiddetin devreden çıkması adına örgüte onurlu bir çıkış yolu önerdi. Örgüt lideri Öcalan da “kültüralist” haklar dâhil bütün siyasi taleplerinden vazgeçtiğini ve örgütün feshedilmesi gerektiğini söyledi. Hedefi olarak da “toplum ve devletle bütünleşmeyi” gösterdi.
Terör örgütü PKK’nın cevabı da aynı oranda sarsıcıydı. Önce kendisini feshetti, sonra da ilk kez dünya kamuoyu önünde silahlarını yaktı.
Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş‘un dediği gibi, 9 ayda gelinen bu nokta muhteşemdi. Bütün bölgesel ve küresel kuşatmalara rağmen sonunda Türkiye bunu başardı.
Geriye sadece bu sonucun yasal altyapısını oluşturmak kaldı.
İşte bu noktada Meclis devreye girdi.
Zaten başta CHP olmak üzere muhalefet partileri de yıllardır bu sorunun kapalı kapılar arasında değil, Meclis’te çözülmesini istiyordu. O gün gelmişti ve bir iki parti hariç Meclis’te temsil edilen bütün partilerin katılımıyla Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu kuruldu.
İşin daha başındayız, ama bu kısa sürede bile şöyle bir gerçek ortaya çıktı: DEM Parti, CHP ve bazı sivil toplum örgütleri neredeyse Türkiye’nin tarihi, sosyal, siyasal, hatta ekonomik bütün birikmiş sorunlarını bu “komisyonun” çözeceği gibi bir algı oluşturdu.
Birkaç kez yazdım; rahmetli Sırrı Süreyya Önder buna hep karşı çıktı. Bir kez daha hatırlatayım:
“Kamuoyunda sıklıkla çözüm ile barış kavramları birbirine karıştırılıyor. Bu doğru değil. Barış bir sarılmayla bile oluşturulacak bir şeydir. Çözüm, demokratik bir mücadele ve uzun soluklu bir iştir.”
Ne yazık ki en başta DEM Parti Eşbaşkanı Tülay Hatimoğulları bu gerçeği unutmuş gibi. Çıktığı her yayında komisyonun, “Kürt sorunu”, anadilde eğitim, eşit vatandaşlık meselesi, hatta emeklilerin düşük ücret sorunu gibi onlarca sorunu çözmesi gerektiğini söylüyor. Komisyonun Öcalan’a gitmesini isteyen bile var.
Gerçeği bilmiyor olamazlar ama bilinçli yapıyorlar demeye de dilim varmıyor. Ortada garip bir durum var. DEM Parti çevresinde Hatimoğulları, Sezai Temelli ya da Cengiz Çandar gibi süreci “toksik” hâle getirmek isteyen aktörlerin öne çıkmaları hiç hayra alamet değil. Bu arada İsrail’in Suriye’ye saldırması da tesadüf değil.
CHP’nin canına minnet, o zaten bahane arıyor. İlk hamlesi 29 maddelik talebi oldu. İmamoğlu dâhil yolsuzluktan tutuklu tüm başkanların ve bürokratların serbest bırakılmasını istiyor.
Oysa millet, Meclis komisyonundan bir an önce terörü siyasi hayattan çıkartacak adımlar bekliyor. Son tartışmalar komisyonu mecrasından çıkarttı ki, önce Cumhurbaşkanı Hukuk Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, sonra da MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, komisyonun görevini hatırlatma gereği duydu.
Mesele doğal olarak komisyonun da gündemindeydi ve “fonksiyon sapması” tartışmasına yol açtı. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, lafı dolandırmadan komisyonun işlevini anlattı:
“Komisyon odak kayması yaşamamalı, mesele partiler üstü bir anlayışla ele alınmalı. Komisyonun adı ‘Kürt sorununu çözme komisyonu’ değildir, kayyum meselesini ya da diğer hukuksal meseleleri çözme komisyonu da değildir. Gerekirse Meclis başka komisyonlar kurabilir. Bu komisyonun tarihi misyonu, Türkiye’nin bu meseleyi kapatmasıdır. Tarihin dönüm noktasında böylesine önemli bir fırsat heba edilmemelidir.”

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu