KEREM ALKİN / ‘Genç İstihdam Hamlesi’ ile geleceği inşa etmek


Dünya ekonomisi birbirinden karmaşık ve çok katmanlı küresel jeopolitik ve jeoekonomik gerginliklerle boğuşurken, önde gelen ekonomilerin tüm bu sorun yumağı ile uğraşacak, baş edebilecek inanca, güce, kararlılığa sahip olması, mücadeleden yılmayan bir topluma ve azimli bir gençliğe sahip olmasından geçiyor. Türkiye bu noktada dünyada ender şanslı ülkelerden birisi. Teknofest gençliği ile yaşadığımız büyük heyecan, Ülkemizin geleceğinde görev üstlenecek gençlerimizin eğitim, proje ve başarı konusunda ne kadar kararlı ve iştahlı oldukları noktasında hepimizi yüreklendiriyor.
Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ‘gençliğin azmine güvenmek’ vurgusu, gençlere yönelik politikaların tarihsel bir anlam taşıdığını da gösteriyor. Bu yaklaşım, bugünün gençleri istihdam fırsatının da ötesinde, esasen bir gelecek tahayyülü inşa etme iradesidir. Sayın Cumhurbaşkanımızın Türk gençliği için ortaya koydukları iradenin arkasında, büyük ve güçlü Türkiye hayaliyle beslenen derin bir vizyon yer almakta. Türkiye, genç nüfus açısından başta Avrupa, dünyanın önde gelen ekonomileri arasında en avantajlı ülkelerinden birisi konumunda.
Toplamda 445 milyar TL‘lik bir kaynakla hayata geçirilen Genç İstihdam Gücü Hamlesi, gençlerimizi iş dünyasına hazır, donanımlı ve uyumlu hale getirmeyi merkezine alıyor. Mesleki eğitimden staja, ilk işten yarı zamanlı çalışmaya kadar uzanan çok yönlü bir genç istihdamı kurgulanmış durumda. Her yıl yaklaşık 250 bin mesleki eğitim öğrencisinin desteklenmesi ve üç yılın sonunda 750 bin gencin iş hayatına hazır hale getirilecek olması bu yaklaşımın en somut göstergesi. Staj destekleri için ayrılan 27 milyar TL kaynak, üç yıl içinde 800 bin gencin staj süreçlerinin devlet tarafından desteklenmesini hedefliyor.
Ayrıca aktif işgücü programlarından yararlanan işletmelere yüzde 10 stajyer alma zorunluluğu getirilmesi, eğitim ile üretim arasında kurumsal bir köprü kurulması anlamına da geliyor. Bu sürecin en değerli yönlerinden birisi ise, gençlere bireysel olarak eşlik edilmesi. İşkur veri tabanına öğrencilerin entegre edilmesi, her gence iş ve meslek danışmanı atanması ve özel sektörle doğrudan eşleştirme yapılması; klasik ‘mezun oldum, ne yapacağım?’ boşluğunu kapatmayı hedefliyor.
Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın özellikle vurguladıkları bir başka önemli nokta ise, gençlere yönelik haksız genellemeler. ‘Ev genci’, ‘iş beğenmiyorlar’ gibi etiketlerin hem sosyolojik hem de psikolojik olarak yaralayıcı olduğu gerçeği ilk kez bu kadar net bir şekilde Sayın Cumhurbaşkanımızca ifade edildi. Bu yaklaşım, gençlerimize yönelik istihdam politikasını aynı zamanda Türkiye’nin geleceğinin güçlü toplum yapısının inşası olarak da konumlandırıyor. Tüm bu çabanın arkasında sadece bir istihdam politikası değil, bir medeniyet perspektifi de yer almakta. Sayın Cumhurbaşkanımızın emek kavramını bereket ve rahmetle birlikte anmaları, gençleri bizatihi toplumsal özne olarak merkeze alan bir bakışı da yansıtıyor. Genç İstihdam Gücü Hamlesi; rakamların, teşviklerin ve programların çok ötesinde, gençlerimize ‘Sana Güveniyoruz’ demektir. Çünkü, bir ülkenin geleceği, gençlerine verdiği güven ve onların başarısına inanmak kadar güçlüdür.



