HAŞMET BABAOĞLU / Haftanın notları: Yalan arzusu yayılıyor


Gençlere iş hayatını ve başarıyı sadece “Çok çalışan kazanır” ile açıklamaya çalışanlar bunu halis bir kalple yapıyorlarsa, sözüm yok, anlarım ve içimden “Keşke öyle olsaydı” diye geçiririm.
Diğerlerine gelince…
Hep çok varlıklı ya da başarıları art arda sıralamış tipler oluyor…
Dikkatimi çekiyor…
Bu teze en çok inananlar da aile mirasını yiyip bitiremeyenler…
İlginç değil mi?
Ama çok çalışıp yine de kazanamayan ve başaramayanları hiç mi hesaba katmayacağız?
Bize “Çalışın” diyen büyük sistemler ve vahiy söylemi aynı zamanda sürekli adalete de vurgu yapıyor.
Var mısınız adalet üzerinde durmaya?
“Fırsat” ve “başarı” denilen şeyin de bir adaleti var elbette…
Ama ortalarda pek görünmüyor.
***
Bu Tom Barrack, İsrail’de başka, Lübnan’da başka, bizde başka konuşuyor.
Yemezler!
Onu da geçtim…
Barrack’ın Lübnan’daki basın toplantısında gazetecilerin ona soru yöneltme çabasına “Kaotik, hayvani bir hâl” deyişini gördük…
Beyaz Saray‘daki benzer hâller hakkında ne düşünüyor acaba?
***
Batılı popçular, rockçılar, sinema yıldızları “Gazze’yi unuttuğumuz tek bir gün bile yok” türünden açıklamalar yapıyorlar.
Ya bizimkiler?
Çoğu Gazze’yi bilmiyor bile, bazıları da işitmek bile istemiyor.
Korkunç!
***
Bazen durup kendi kendinize şöyle söylendiğiniz oluyor mu?
“Etrafta ne çok mitoman var yahu? Hep mi böyleydi yoksa pıtrak gibi çoğaldılar mı?” Mitoman…
Seri yalan söyleyenler…
Yalan söyleme hastalığına tutulanlar…
Hep yazdım: Eskiden yalancılar yalanlarından utanırlardı, mitomanlar seriye bağlıyorlar ve bu becerilerinden çok memnunlar.
Evet! Bu yeni ve toplumu içeriden dağıtan bir salgın…
***
Bir de kankalık meselesi var tabii…
O da yeni bir olgu, bugünlere özgü…
Yalan söyleyen ile yalan dinleyen birbirine ayrılmaz bağlarla bağlanmış gibiler…
“Bir daha söyle, bir daha” tezahüratları yalancıyı cesaretlendiriyor.
***
Futbol konuşmaya uzun yıllar sonra döndüm…
Youtube’da ASpor kanalında veya benim X hesabımda görmüşsünüzdür; NOKTA başlığıyla güncel futbol olaylarını aklıma estiği gibi yorumluyorum.
Ama gördüm ki…
Toplumun bütün defoları da, bütün heyecanları da hâlâ orada, futbolun tam ortasında nakış nakış işleniyor.
Hakkında konuşmamak haksızlık olur.