YAZARLAR

ESRA EZMECİ / Takvim değişti yükler değişti mi?

Yeni yıla girmek kolaydır; zor olan, eski yıldan gerçekten çıkabilmek. Taşınan kırgınlıklar, yarım kalan cümleler ve suçluluk duygusu bırakılmadıkça, her yeni yıl bir öncekini tekrar eder. Ne istiyorum? demeden önce “Ben hâlâ neyi, niye taşıyorum?” diye kendimize sormalıyız

Yeni yılda sokaklar ışıklarla süslendi, vitrinler parladı, cümleler umutla doldu. Herkes birbirine aynı dileği fısıldadı: “İnşallah bu yıl güzel geçer.” Ama kimse yüksek sesle şunu söylemedi: “Ben hâlâ geçen yılın içindeyim.”
Çünkü yeni yıla girmek kolaydır. Takvim değişir, saat ilerler, günler birbirini kovalar. Ama eski yıldan çıkmak bambaşka bir iştir. Cesaret ister. Kabulleniş ister. İnsan bazen yeni bir yıla değil, eski bir gerçekle yüzleşmeye ihtiyaç duyar.
Hayatımızda tekrar eden acıların büyük kısmı, geçmişten çıkamamış olmamızla ilgilidir. İnsanlar yeni yılı bekler ama eski yılda yaşadıklarını geride bırakmadan ilerlemeye çalışır. Bu da aynı hikayenin, farklı takvimlerde yeniden yazılmasına neden olur.

ZİHİN NEDEN GEÇMİŞTE TAKILI KALIR?
Zihin, yarım kalan hikayeleri sevmez.
Bitmemiş cümleler, söylenmemiş sözler, yaşanamamış ihtimaller… Hepsi zihinde ayrı bir yer tutar. İnsan beyninin en zorlandığı şey, ‘olmamış ama olabilirdi’ düşüncesidir.
O yüzden bazı ilişkiler bittiği halde insanın içinden çıkmaz. O yüzden bazı yıllar geçer ama etkisi geçmez. Zihin, tamamlanmamış duyguları ‘arşiv’e kaldırmaz, sürekli masanın üzerinde tutar. Yeni yıla girerken hâlâ aynı soruları soruyorsan, sorun takvimde değil, zihinsel vedalaşmada olabilir.Birçok insan farkında olmadan eski yılda yaşamaya devam eder. Belirtileri çok nettir:
Aynı tip insanlara çekilmek
Aynı hayal kırıklığını farklı isimlerle yaşamak
Değişmek istediğini söyleyip aynı yerde kalmak
“Bu sefer farklı olacak” deyip yine aynı sona gelmek
Bu bir şanssızlık değildir. Bu, zihinsel bir kalıptır. İnsan, çözülmemiş duygularla yeni bir yıla girdiğinde, yeni olan her şeyi eskisinin içine yerleştirir. Yeni ilişki eski korkularla başlar. Yeni iş eski değersizlikle sürer. Yeni umutlar eski yaralardan beslenir. Yeni yıl hedefleri çoğu zaman iyileştirici değil, baskılayıcıdır. Çünkü hedefler çoğu zaman içten gelmez, toplumsal beklentiden doğar.

Daha mutlu ol
Daha başarılı ol
Daha fit ol
Daha güçlü görün
Ama kimse “biraz dur” demez. Kimse “önce neyi taşıyorsun?” diye sormaz. Oysa insan yorgunken hedef koyamaz. Yorgun insan önce dinlenmek ister. Ama toplum dinlenmeyi değil, koşmayı yüceltir. Bu yüzden birçok insan yeni yıla umutla değil, suçlulukla girer. “Yine yapamadım” duygusuyla…
Eski yılın yükü bazen bir insan olur, bazen bir cümle.
“Beni gerçekten sevseydi bırakmazdı.”
“Ben daha iyisini yapabilirdim.”
“Zamanında fark etseydim böyle olmazdı.”
Bu cümleler masum gibi görünür ama insanın ruhunu tutar. Çünkü bu cümlelerin altında suçluluk vardır. Ve suçluluk, insanı ileri değil, geriye bağlar. Yeni yıl, suçluluk duygusuyla girilecek bir kapı değildir.
Toplum olarak vedalaşmayı bilmiyoruz. Her şeyi yarım bırakıyoruz ama tam bitmiş gibi davranıyoruz. Oysa vedalaşmak bir beceridir. Öğrenilmesi gerekir.
Vedalaşmak; unutmak değildir.
Vedalaşmak; silmek değildir.
Vedalaşmak; “yaşandı ve bitti” diyebilmektir.
Bunu yapamadığımızda eski yıl bizimle gelir. Her yeni yıl biraz daha ağırlaşır.
Yeni yıl paylaşımlarına bakın. Herkes güçlü, herkes kararlı, herkes net. Ama gerçek hayatta insanlar kırgın, kararsız ve yorgun.
Güçlü görünme çabası, insanın en büyük yalnızlık sebeplerinden biridir. Çünkü güçlü görünmek için duyguları bastırırız. Bastırılan duygu ise kaybolmaz, sadece şekil değiştirir.Yeni yıl güçlü olmak zorunda değil. Yeni yıl gerçek olmak zorunda.

ESKİ YILDAN ÇIKMAK İÇİN ADIMLAR
Büyük kararlar almaya gerek yok. Psikoloji büyük lafları sevmez. Küçük farkındalıkları sever.
“Bunu ben değiştiremem” diyebilmek
“Burada elimden geleni yaptım” demek
“Bu ilişki bana iyi gelmedi” diye kabul etmek
“Ben her şeyi taşımak zorunda değilim” demek
Bunlar devrim değildir ama iyileştiricidir. Yeni yıl, kendini ispatlama alanı değildir. Kimseye bir şey kanıtlamak zorunda değilsin. Hayat bir yarış değil, bir yolculuktur. Bazıları koşar, bazıları durur. Bazıları geri döner, bazıları yön değiştirir. Bunların hepsi insani hallerdir. Bazen eski yılda kalmak, insana güvenli gelir. Çünkü bildiğimiz acı, bilmediğimiz ihtimalden daha az korkutucudur. Ama güvenli sandığımız şey, çoğu zaman bizi küçültür. Kendini korumak ile kendini sabote etmek arasındaki fark şudur: Korunmak geçicidir, sabotaj kalıcıdır. Eğer yıllardır aynı yerdeysen, belki de artık korunmuyorsundur, kendini tutuyorsundur.

YENİ YILA NELER TAŞIDINIZ?
Yeni yıla girerken asıl sorulması gereken soru, “Ne istiyorum?” değil. “Ne taşıyorum?” Çünkü taşıdıkların, istediklerinden daha belirleyicidir. Yeni yıl kapıdan girer ama seninle birlikte içeri giren şeyler vardır. Kırgınlıklar, korkular, beklentiler… Onları fark etmeden yeni bir sayfa açılmaz. Yeni yıla girerken kendinle pazarlık yapma. Kendine yüklenme. Kendini acele ettirme.
Belki bu yıl değişmek değil, anlamak yılıdır.
Belki bu yıl başarmak değil, bırakmak yılıdır.
Belki bu yıl koşmak değil, durup bakmak yılıdır.
Yeni yıla girmek kolay. Ama eski yıldan çıkabilen insanlar gerçekten değişir. Takvim değişebilir. Ama insan, ancak fark ederse değişir. Ve belki de yeni yıla girerken kendimize sormamız gereken en dürüst soru şudur:
“Ben gerçekten ilerliyor muyum, yoksa sadece zaman mı geçiyor?”
Çünkü zaman herkes için geçer ama herkes ilerlemez. İlerlemek; unutmak değildir, bastırmak değildir, güçlü görünmek hiç değildir. İlerlemek, başına gelenle ne yaptığını fark etmektir. Seni inciten şeyin seni tanımlamasına izin vermemektir.

UNUTMADAN…
Eski yıldan çıkabilmek, kendine kızmayı bırakmakla başlar. “Neden böyle oldum?” demek yerine “Bunu yaşarken neye ihtiyacım vardı?” diye sorabilmektir. İnsan kendine şefkat göstermeden değişemez. Şefkat yoksa gelişim de yoktur.
Belki de bu yıl, kendinle barış yılı olsun. Hatalarını inkar etmeden ama kendini cezalandırmadan. Kayıplarını küçümsemeden ama onlara tutunmadan. Yeni yıla tertemiz girmek zorunda değilsin. Sadece daha dürüst girebilirsin.
Ve unutma; eski yıldan çıkabilen insanlar, yeni yılı fethetmez. Onlar sadece kendilerine biraz daha yaklaşır. Bazen en büyük değişim, hayata değil, kendine attığın küçük bir adımdır.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu