YAZARLAR

ESRA EZMECİ / Bir çocuğun gelişi geleceğin ışığıdır

Evlilikte çocuk için tek doğru zaman yok; ama hazır kalpler, sevgiyle dolu bir yuva ve umutla atılan adımlar her zaman en doğru başlangıçtır. Sevgi, huzur ve biraz da sabır göstermek, aileye ve topluma yeni bir umut getirir. Hazırlık, denge ve sevgiyle karşılanan her çocuk, yalnızca bir ailenin değil, toplumun da yarınlarını aydınlatır

Evlilik çoğu insan için hayatın en önemli dönüm noktalarından biridir. “Bir yuvamız olsun, çoluk çocuğa karışalım” hayali toplumumuzda çok yaygındır. Ama şu sorunun cevabı hiç de kolay değildir: Çocuk ne zaman yapılmalı?
Eskiden köylerde, küçük kasabalarda evlenen çiftler daha ilk yılda çocuk sahibi olur, hatta “çocuk olmuyor mu, bir doktora gidin” baskısı hemen başlardı. Oysa günümüzde işler değişti. Eğitim, iş hayatı, ekonomik koşullar, şehir yaşamı derken anne-baba olma kararı artık çok daha fazla düşünülüyor. Çünkü çocuk demek sadece bir canın dünyaya gelmesi değil, aynı zamanda uzun soluklu bir sorumluluk demek. Bu hafta bu konuya odaklanacağız.

KARAR İÇİN DOĞRU ZAMAN VAR MI?
Aslında evlilikte “Tam şu yaşta, şu yılda çocuk yapılmalı” diye altın kural yok. Çünkü her çiftin koşulları, beklentileri, imkanları ve hayata bakış açısı farklı. Önemli olan şu üç soruya çiftin birlikte cevap verebilmesi:
1- Biz hazır mıyız?
2- İmkanlarımız yeterli mi?
3- Birlikte ebeveyn olmaya gönüllü müyüz?
Eğer bu soruların cevabı net değilse, çocuk için biraz beklemek çok daha sağlıklı olabilir. Çünkü bebek dünyaya geldiğinde anne-babanın sadece sevgisine değil, huzuruna, sabrına, maddi-manevi desteğine de ihtiyaç vardır.

PSİKOLOJİK HAZIRLIK OLMADAN OLMAZ
Anne-babalık sadece fiziksel olarak çocuk sahibi olmak değildir. Psikolojik olarak da buna hazır olmak gerekir. “Ben bakarım, severim, büyütürüm” demek yetmez. Gece uykusuz kalmak, kariyer planlarının aksaması, çiftin özel hayatının değişmesi, sosyal yaşamın kısıtlanması gibi durumlarla baş edebilecek miyiz? İşte asıl mesele budur.
Bazı çiftler evliliklerinin ilk yılında çocuk ister, bazıları ise birkaç yıl “Önce birbirimizi tanıyalım, gezelim, hayatımızı kuralım” der. Hiçbiri yanlış değildir. Yanlış olan tek şey, baskıyla veya sırf toplum öyle istiyor diye çocuk sahibi olmaktır.
Çünkü baskıyla doğan kararlar hem anne- babayı hem de çocuğu zor durumda bırakır.
Çocuğun ‘rızkıyla geleceğine’ inanılır, bu doğrudur; ama günümüzde çocuk yetiştirmenin maliyeti küçümsenecek gibi değil. Bezinden mamasına, eğitiminden sağlığına kadar her şey ciddi bir bütçe ister. Çiftlerin maddi durumunu gözden geçirmesi, borç içinde boğulurken çocuk yapmayı ertelemesi akıllıca olabilir. Çünkü ekonomik sıkıntılar evliliği yıpratır, çift arasında tartışmalara neden olabilir.
Oysa çocuk huzurlu bir ortamda büyümeyi hak eder.

Kadınların doğurganlık kapasitesi yaşla birlikte azalır, bu bilimsel bir gerçektir. Özellikle 35 yaş sonrası riskler artmaya başlar. Erkeklerde bu durum daha esnek olsa da, baba adayının yaşı da sperm kalitesini etkiler. Bu yüzden “çok da ertelemeyelim” düşüncesi de haklıdır.
Burada dengeyi bulmak gerekir: Ne aceleyle, ne de sürekli erteleyerek…
Toplumumuzda sıkça karşılaşılan bir durum da şudur: “Ee torun ne zaman geliyor?” sorusu. Kayınvalide, kayınpeder, akrabalar sürekli baskı yapabilir. Ama unutmamak lazım ki çocuğun sorumluluğunu üstlenecek olan anne-babadır, başkası değil. Bu nedenle çiftin kendi kararını vermesi çok önemlidir. Aile büyüklerini kırmadan ama net bir şekilde “biz hazır olduğumuzda” diyebilmek çift için büyük bir adımdır.
Araştırmalar, planlı şekilde dünyaya gelen çocukların daha huzurlu bir ortamda büyüdüğünü gösteriyor. Anne-baba hazır olduğunda çocuk kendini daha güvende hissediyor. Plansız gebelikler ise hem ebeveynleri zorluyor hem de çocuğun gelişimini olumsuz etkileyebiliyor.
Evlilikte çocuk ne zaman yapılmalı sorusunun tek bir cevabı yok. Kimileri için ilk yıl, kimileri için beşinci yıl doğrudur.
Önemli olan şudur:
– Çift birbirine güvenmeli.
– Hayat planları az çok oturmuş olmalı.
– Hem psikolojik hem ekonomik olarak hazırlık yapılmalı.
Unutmayalım, çocuk bir ömür boyu sürecek bir yolculuktur. Bu yolculuğa çıkarken valizimizi sabırla, sevgiyle, huzurla ve biraz da imkanla doldurmak gerekir.

BİR ÇOCUĞUN DOĞUMU TOPLUMUN DA GELECEĞİNİ ETKİLER
Bugün doğan her çocuk, yarının vatandaşıdır. O yüzden çocuk sahibi olma kararı, sadece “Biz istiyoruz” meselesi değil; aslında topluma da dokunan bir karardır. Sağlıklı, mutlu, özgüvenli bireyler yetiştirmek için önce annebabanın mutlu ve hazır olması gerekir. Hazırlıksız bir şekilde doğan çocuk, ilgisizlik, huzursuzluk ya da ekonomik yetersizlik nedeniyle zarar görebilir. Halbuki bilinçli ebeveynliğin temelinde şu yatar: “Ben bu çocuğa elimden gelenin en iyisini sunmaya hazır mıyım?”
Pek çok araştırma göstermiştir ki, plansız gebeliklerin ardından dünyaya gelen çocuklarda hem aile içi çatışma oranı artmakta hem de anne-babada tükenmişlik görülmektedir. Çocuk sahibi olmak başlı başına büyük bir sorumlulukken, üzerine maddi sorunlar, psikolojik hazırlıksızlık ve çevresel baskılar eklenince anne-baba ilişkisinde yıpranmalar kaçınılmaz hale gelir. Bu yüzden çocuk kararı, romantik bir hayalden çok daha fazlasıdır: Hayatın en ciddi projelerinden biridir.
Çocuk, evlilikteki sorunları çözmez; tam tersine var olan sorunları daha da belirgin hale getirir. Eğer çift iletişim kurmakta, anlaşmazlıkları çözmekte zorlanıyorsa, bir bebek geldiğinde bu sorunlar katlanarak büyüyebilir. O yüzden önce çiftin birbirini tanıması, ortak bir yaşam dili geliştirmesi çok önemlidir. Sağlam bir evlilik zemini üzerine gelen çocuk, kendini daha güvende hisseder.
Bazen çiftler “henüz hazır değiliz” diyerek yıllarca erteler, bazen de “ne olacaksa olsun” diyerek çok acele eder. Oysa hayat, ne tamamen ertelemeye ne de aceleciliğe tahammül eder. Burada ölçü, dengeyi kurabilmektir. Çiftin iç sesi, kalbinin rahatlığı, koşulların elverişliliği en doğru rehberdir.

SON SÖZ
Çocuk, anne-babanın ortak kararıyla, kendi iradeleriyle dünyaya gelmelidir. Başkalarının baskısıyla değil, çiftin bilinçli tercihiyle alınan bir karar hem aileye huzur getirir hem de çocuğun geleceğini aydınlatır. Çünkü çocuk dünyaya geldiğinde ilk aradığı şey, güvenli bir yuvadır. O yuvayı sağlam inşa etmek, anne-babanın en önemli görevidir.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu