Bakan Tekin: Eğitim cephesinde, merhamet ve aidiyet duygusunun güçlendiği bir ortam kılmaya gayret ediyoruz


“AİLEYİ VE OKULU AYNI DİLİ KONUŞAN, BİRBİRİNİN YÜKÜNÜ HAFİFLETEN İKİ PAYDAŞ HALİNE GETİRME İRADESİNİ SOMUTLAŞTIRMAYA ÇALIŞIYORUZ”
Tekin, Bakanlığın “Velivizyon” portalı ve “Haberimiz Olsun” projesi gibi çalışmalarını anımsatarak, şunları kaydetti:
“Çocuğun dijital dünyayla ilişkisini sadece yasak ya da serbest ikilemine sıkışmadan, izlediğini birlikte yorumlayan, gördüğünü birlikte tartışabilen aile ortamlarını çoğaltmaya gayret ediyoruz. Öğretmenlerimiz için travma duyarlı sınıf yönetimi, aileyle sahici iletişim, teknoloji ve madde bağımlılığıyla mücadele, dijital dünyanın çocuk sağlığına etkileri gibi başlıklarda sürekli mesleki girişim programları hazırlıyoruz. Bütün bu adımlarla çocuğun, hayatında yan yana duran iki ana sütunun aileyi ve okulu aynı dili konuşan, aynı istikamete bakan, birbirinin yükünü hafifleten iki paydaş haline getirme iradesini somutlaştırmaya çalışıyoruz.”
Okul ortamlarında yaşanan süreçlerin aile istatistiklerine, doğurganlık kararlarına, evlilik ve boşanma göstergelerine toplumsal eğitim olarak yansıdığını ifade eden Tekin, aile hakkında konuşurken birlikte yaşama kültürünü taşıyan temel değerlere de yeniden bakılması gerektiğini belirtti.
Bakan Tekin, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin erdem-değer-eylem omurgasına verdikleri öneme değinerek, “Bugün okulda güçlendirdiğimiz her değer, yarının aile iklimine doğrudan etki edecek. Ailenin Korunması ve Güçlendirilmesi Vizyon Belgesi Eylem Planı’nda Bakanlığımızla ilişkilendirilen 30 faaliyeti de bu sahadaki birikim ve perspektifle okuyoruz.” ifadelerini kullandı.
“ÇOCUKLARIN MEDYA VE DİJİTAL MECRALARLA İLİŞKİSİNİ ELEŞTİREL OKURYAZARLIKLA YÖNETEBİLEN YAKLAŞIMI DESTEKLİYORUZ”
Ebeveyn okuryazarlığını güçlendirmek ve Aile Okulu’nun kapsamını artırmanın ortak gündem olması gerektiğini vurgulayan Tekin, rehberlik ve psikolojik çalışma hizmetlerinin hassasiyetle yürütülmesi için yoğun çaba sarf ettiklerini, çocukların medya ve dijital mecralarla ilişkisini de bütünüyle yasaklayan anlayış yerine eleştirel okuryazarlıkla yönetebilen yaklaşımı desteklediklerini kaydetti.
Gençlerin ebeveynlik sorumluluğunu gösterebilecek psikososyal değerleri kazanması ve aile yaşamının gerektirdiği emek, sabır gibi özellikleri edinmesinin sağlanmasıyla toplumsal davranışlarda olumlu değişimlerin görüleceğini vurgulayan Tekin, şunları paylaştı:



