YAZARLAR

NURULLAH GÜR / 2025’in son enflasyon verisi 2026’ya umut taşıdı

2025’i yıllık bazda yüzde 30.9 ile kapattık. Yılın son iki ayında enflasyonun düşük seyretmesi, 2026’ya ilişkin umutları artırdı. Yine de temkini elden bırakmamamız lazım. Özellikle de yeni yılın hemen başında. Ocak, enflasyonun yılın diğer aylarından bir tık daha yüksek geldiği bir dönemdir

2025’in son verileri sırayla açıklanıyor. Enflasyon verisi de bunlardan birisiydi. Aralık 2025’te aylık enflasyon yüzde 0.89 geldi. Piyasa beklentilerinden bir tık daha iyi gelen bu veriyle 2025’i yıllık bazda yüzde 30.9 ile kapattık. Yılın son iki ayında enflasyonun düşük seyretmesi, 2026’ya ilişkin umutları artırdı.
Yine de temkini elden bırakmamız lazım. Özellikle de yeni yılın hemen başında. Ocak ayı, genel itibarıyla enflasyonun yılın diğer aylarından bir tık daha yüksek geldiği bir dönemdir. Enflasyonun normal seyrinde ilerlediği yıllarda ocak ayında ortalama yüzde 1.5 civarında bir enflasyonla karşılaşırdık. Son üç yılın ocak ayı ortalaması ise yüzde 6.13 olarak gerçekleşmişti. Yılın hemen başında enflasyon tahmini ve hedefinden kopmamak adına ocak verisi çok kritik.

HİZMET ENFLASYONUNUN İNADINI KIRMAK
Şu ana kadar yeni yılda fiyatların aşırı artmasına neden olabilecek bir gelişme yaşanmadı. Asgari ücret artışı reel sektör beklentileri ile uyumlu gerçekleşti. Döviz kurları istikrarlı seyrini koruyor.
Üretim maliyetlerini etkileyen emtiaların küresel fiyatlarında anormal bir değişim yok. Kamu yeniden değerleme oranını beklenen enflasyonu baz alarak yüzde 19’un altında tuttu. Bu denklemde ocak ayında yüzde 3-3.5 bandının üzerinde bir aylık enflasyon gerçekleşirse, bunun iktisadi temelli bir açıklaması olamaz.
Geçen yıla benzer bir rakamla (yüzde 5) yılı açarsak, bu eğilim fiyatlama davranışlarındaki fırsatçılıktan başka bir şeyle açıklanamaz.
Özelikle market fiyatları ve hizmetler sektöründeki fiyat değişikliklerini yakından takip etmek gerekiyor. Market fiyatlarından gelen ilk sinyaller çok olumlu değil. Hizmet fiyatları dezenflasyona dair Merkez Bankası‘nı en çok endişelendiren unsur olarak dikkat çekiyor.
Bu hafta TİM’de ihracatçılarla bir araya gelen Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, hizmetler sektöründeki fiyat katılığının enflasyonist etkilerine bir kez daha dikkat çekmiş. Geçen yıl kira ve eğitim genel enflasyon eğiliminden kopuk hareket eden kalemlerdi. Kira ve eğitim gibi hayatın göbeğinde olan kalemlerde geçen seneki gibi yüksek fiyat artışlarını kaldıracak alanımız yok.

KİRA VE EĞİTİM ÖNEMLİ
Bu yıl eğitimde fiyat artışlarıyla ilgili yeni bir düzenleme geldi. Normal sınıf geçişleri ile 1, 5 ve 9’uncu sınıflardaki kademe geçişlerini farklılaştıran yeni fiyat artış sınırlamasının dezenflasyon üzerinde nasıl bir etki oluşturacağı merakla bekleniyor.
Karahan’ın sunumundaki verilere göre, eğer bu uygulama geçen sene de devrede olsaydı, eğitim enflasyonu yüzde 66.3 değil, yüzde 55.2 ile 2025’i kapatabilirdi. Kira ve eğitimde tek başına düzenlemelerle mesafe kat edemeyiz. Geçmişte bunu tecrübe ettik. Devletin başlattığı sosyal konut projeleri ve eğitimde devlet okullarının kalitesini artıracak hamleler potansiyel olarak daha fazla etkiye sahip.

İHRACAT ZORLU KOŞULLARA DİRENDİ
2025’in belli olan bir diğer verisi ihracat rakamlarıydı. Mal ihracatımız 2025’te yüzde 4.5’lik artışla 273.4 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yıllık hizmet ihracatı ise 121.3 milyar dolara yükseldi. İçeride yüksek finansman maliyetleri ve TL’nin reel değerlenmesi, dışarıda ise tarife savaşları kaynaklı belirsizlikler ihracatçıları zorladı. Öte yandan, ihracatımız ağırlıklı olarak euro cinsinden, ithalatımız ise dolar cinsinden olduğu için euro/dolar paritesinin 1.10– 1.15 bandının üzerine çıkması dış ticaret rakamlarımıza olumlu yansıdı. İhracat miktar bakımından dalgalı bir seyir izlese de dolar bazında artmış oldu.
Fatih Karahan’ın TİM’de yaptığı sunumun temel noktalarından biri kur ile ihracat arasındaki ilişkiydi. Karahan sunumunda ihracat performansının döviz kurlarından ziyade küresel büyüme dinamiklerine daha fazla etkilendiğinin altını çizdi. Sunumda yer alan bulgulara göre, dış talep büyümesindeki yüzde 1’lik artış ihracatı yüzde 2,3 oranında artırıyor. Kurun etkisi ise sınırlı. Reel kur yüzde 1 düştüğünde ihracat sadece yüzde 0.2 oranında artış yaşıyor. Hem Avrupa pazarının hem de küresel ticaret hacminin son iki yılda uzun dönem ortalamalarının altında performans sergilemesi, Türkiye’nin ihracat büyümesini de yavaşlattı. Avrupa pazarının 2025’in ikinci yarısında toparlanmaya başlaması, 2026 ihracat performansı açısından pozitif bir sinyal oluşturuyor. Enflasyonla mücadele kapsamında 2026’da da TL’nin değer kaybetmemesine öncelik verileceği için, dış pazarlardaki iktisadi canlılık ihracat performansımız üzerinde çok daha fazla etkiye sahip olacak.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu