YAZARLAR

ÖZLEM DOĞANER / Nasıl değişeceğiz neye dönüşeceğiz?

2026 yılına küresel gerginlik, uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı, güçlü olanın gücü yettiği ülkeden lider kaçırdığı bir gündemle girdik. Bu dünya bizi daha ne kadar şaşırtabilir ki? Hiç merak etmeyin. Yaşadığımız sürece yeni şeyler göreceğiz belli ki.
Bu süreç küresel ekonomiyi, enerji denklemini, kıymetli metalleri ve piyasaları nasıl etkileyecek? Bugün anlık değerlendiğimiz pek çok konuyu muhtemelen yıllar sonra “oyunun kırılma anı” olarak analiz edeceğiz. Dünyanın değişim döneminden geçtiğimiz kesin. Neye dönüşeceğiz? Onu çocuklarımız hatta torunlarımız görecek.
Biz 2026’ya girerken Türkiye ekonomisine göz atalım. Çünkü dünyadaki gerginliğin aksine pozitif bir hava esiyor. Enflasyonun Aralık’ta piyasa beklentilerinin altında gelmesi -ki benim beklentim bu seviyelerdi- ve yılı %30‘lu rakamlarda tamamlaması beklentileri de olumlu etkilemiş görünüyor.
Enflasyondaki geri çekilme ve 2026 yılına ilişkin olumlu öngörüler borsada yükselişi destekledi. Borsa İstanbul‘da yükseliş hızlandı. Borsada 12 bin puan seviyesinin üzeri test edilmeye başladı. Endeks yeni yılın ilk dört işlem gününde yaklaşık %7 değer kazandı. 2025 yılında dolar bazlı grafiklerde 263 dolar seviyesini aşmakta zorlanan Bist100 endeksi 2026’nın henüz başında 280 dolar seviyesinin üzerini test etti. Bu arada 2026’da dünyada en fazla yükseliş kaydeden üçüncü borsa konumuna geldi. Bist 100 endeksi bu sene dolar bazlı yaklaşık %7 prim yaptı.
Enflasyonun gerilemesi ve Türkiye’nin risk primindeki olumlu seyir faiz indirimlerinin devam edeceğine ilişkin beklentiler bankacılık endeksinde karşılık buldu. Bankacılık endeksi ana endeksin yükselişine katkı sağladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hafta başında Halkbank davasına ilişkin ifadeleri sonrasında başta kamu bankaları olmak üzere bankacılık endeksinde genele yayılan yükseliş gördük. Endekste ara ara düzeltmeler yaşansa da ana hikâye pozitif.
2025 yılında enflasyonun gerisinde kalan Borsa İstanbul görünen o ki 2026 yılında hedeflere adım adım ilerleyecek. Analistler faiz indirimlerinin devam etmesi ile banka, holding ve GYO şirketlerinin öne çıkmasını öngörüyor. Yılın ilk haftasında bu sektörlerdeki yükseliş dikkat çekiyor. Şimdiden Şubat ortasına kadar 13 bin 500 seviyelerinden bahsedilmeye başlandı.
Enflasyon verisi sonrası gözler 22 Ocak’taki Merkez Bankası’nın faiz kararında olacak. Bu hafta birçok uluslararası kurum PPK kararına ilişkin tahminlerini paylaştı. ING, BBVA ve Goldman Sachs Merkez Bankası’ndan 150 baz puan faiz indirimi bekliyor. Merkez’in faizleri düşürmek için yeteri kadar alanı var. Ayrıca 2025 yılında 2 yıllık gösterge faizindeki katı duruş çözülmüş gibi duruyor. Türkiye tahvillerinde 2 yıllık faiz %37’nin altına inerken hafta içerisinde 10 yıllık tahvilde %29’un altı görüldü. Hem tahvil piyasasına hem de hisse senedi piyasasına yabancı yatırımcının son dönemde ilgi gösterdiğini rakamlardan net bir şekilde görüyoruz. Öyle ki, Aralık’ta 820 milyon dolarlık borsada alım yapan yabancı yatırımcı bono piyasasına da ilgi gösteriyor. TL varlıklar için tüm şartlar olumlu fiyatlamalar göreceğimize işaret ediyor.
Sözün özü dünya sert bir dönüşümden geçerken, Türkiye ekonomisi 2026’ya görece daha dengeli, daha öngörülebilir bir zeminde giriyor.
2026 yılı, riskleri kadar fırsatları da barındıran bir yıl olarak yatırımcıların önünde duruyor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu