Ses dalgalarıyla katarakt operasyonu

Halk arasında ‘göze perde inmesi’ olarak bilinen katarakt, genellikle yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görülse de aslında her yaşta ortaya çıkabilen önemli bir göz hastalığı. Renkleri solduran, gece görüşünü zorlaştıran ve görme kalitesini zamanla düşüren katarakt hastalığı ile ilgili Dünyagöz Ataşehir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Cem Mesçi, önemli bilgiler verdi. Prof. Dr. Mesçi, katarakt tedavisinde en son teknoloji ile yaptıkları operasyonları anlattı…

İLERLEYEN YAŞ RİSK FAKTÖRÜ
Kataraktın, gözdeki doğal merceğin saydamlığını kaybetmesi sonucu oluştuğunu belirten Prof. Dr. Mesçi, “İlerleyen yaş önemli bir risk faktörü olmakla birlikte; göz içi iltihapları, diyabet gibi bazı sistemik hastalıklar, kortizon ve benzeri ilaçların uzun süreli kullanımı ile göze alınan ciddi darbeler de katarakta neden olabilir” dedi.
BELİRTİLERE DİKKAT!
Kataraktın genetik yatkınlık gösterebileceğine de dikkat çeken Prof. Dr. Mesçi, “Yeni doğan bebeklerde ya da çocukluk çağında da görülebilir. Hastalığın belirtileri arasında bulanık görme, renklerin soluk algılanması, ışık koşullarına bağlı görme değişiklikleri, yakın veya uzak görmede bozulma ve çift görme yer alır” diye konuştu.

FEMTOSANİYE LAZER İLE MİKRON DÜZEYDE HASSASİYET
Femtosaniye lazer teknolojisinin katarakt cerrahisindeki önemine dikkat çeken Prof. Dr. Mesçi, şöyle dedi: “Bu teknoloji, ameliyatın başarısını doğrudan etkileyen kritik aşamaların, cerrahın planlamasına uygun şekilde ve yüksek hassasiyetle gerçekleştirilmesini sağlar. Katarakt cerrahisinde insan eliyle yapılan birçok basamak, gelişmiş görüntüleme sistemleri sayesinde bilgisayar kontrollü olarak femtosaniye lazerle uygulanmaktadır. Bu yöntem hem hasta hem de hekim açısından son derece güvenli ve konforludur. Katarakt alındıktan sonra yeni göz içi merceğinin yerleştirileceği yuvanın kusursuz hazırlanması büyük önem taşır. Femtosaniye lazer kullanıldığında bu aşama mikron düzeyinde hassasiyetle gerçekleştirilir. Fakoemülsifikasyon işlemi ise cerrah tarafından yapılmaya devam eder. Bu sayede, yüksek teknolojiyle üretilmiş göz içi merceklerinden elde edilecek görsel performans maksimum düzeye çıkar.”

AKILLI MERCEKLERLE GÖZLÜĞE VEDA
Prof. Dr. Mesçi, tüm katarakt ameliyatlarında, opaklaşıp işlevini kaybetmiş doğal göz içi merceğinin çıkarılarak yerine yapay bir mercek yerleştirildiğini de söyleyerek, “Son yıllarda bu ameliyatlarda çok odaklı, halk arasında ‘akıllı mercek’ olarak bilinen göz içi mercekler tercih edilmektedir. Bu mercekler sayesinde hastalar, ameliyat sonrası uzak, orta ve yakın mesafede gözlüksüz net görüşe kavuşabilmektedir” diye konuştu.
BU MERCEKLER KİMLERE UYGULANABİLİR?
Akıllı merceklerin, kataraktı bulunan ve glokom, sarı nokta hastalığı, diyabete bağlı retina hastalıkları gibi kronik ve ilerleyici göz rahatsızlığı olmayan hastalara uygulanabildiğini belirten Prof. Dr. Mesçi, “Ayrıca özellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerde, katarakt olmasa dahi gözlükten kurtulmak amacıyla refraktif amaçlı olarak da tercih edilebilir” dedi.
Prof. Dr. Mesçi, akıllı mercekleri şöyle sıraladı:
TRİFOKAL MERCEKLER: Yakın, orta ve uzak mesafede net görüş sağlayarak, günlük yaşamda gözlük ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırır.
EDOF MERCEKLER: ‘Extended Depth of Focus’ mercekler, özellikle düşük ışıklı ortamlarda trifokal merceklere kıyasla daha konforlu bir görüş sunar. Işık parlamaları daha azdır. Ancak yakın mesafedeki küçük yazılar için düşük numaralı bir gözlük gerekebilir.

TEK TEDAVİ YÖNTEMİ AMELİYAT
Kataraktın ilaçla tedavisinin mümkün olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Mesçi, “Kataraktın tek tedavi yöntemi cerrahidir. Ameliyat genellikle damla anestezisi ile yapılır; gerekli durumlarda sedasyon ya da genel anestezi uygulanabilir. Hastalar çoğunlukla aynı gün taburcu edilir ve ertesi gün günlük yaşamlarına dönebilir” dedi.
ULTRASONİK SES DALGALARI KULLANILIYOR
Katarakt cerrahisinde uzun yıllardır ‘fakoemülsifikasyon yöntemi’ kullanıldığını söyleyen Prof. Dr. Mesçi, bunun nasıl yapıldığını ise “Bu yöntemde, ultrasonik ses dalgalarıyla kataraktlı mercek parçalanarak, göz içinden alınır ve yerine yeni bir göz içi merceği yerleştirilir” diyerek, anlattı.
HEKİM DENEYİMİ ÇOK ÖNEMLİ
Her iki mercek tipiyle astigmat düzeltmesi de yapılabildiğini belirten Prof. Dr. Mesçi, “Ancak her hasta bu mercekler için uygun olmayabilir. Bu nedenle hekimin deneyimi ve cerrahinin gerçekleştirildiği merkezin teknolojik donanımı, tedavi başarısında belirleyici rol oynar” dedi.



