MELİH ALTINOK / Novgorod’da hiçbir şey olmadıysa bile, kesinlikle bir şeyler oldu!


Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Ukrayna‘nın Putin’in Novgorod’daki resmi konutuna insansız hava araçlarıyla saldırı girişiminde bulunduğunu ileri sürdü. Moskova bu iddiayı, barış müzakerelerindeki tutumunu gözden geçirme ve saldırıya karşılık verme mesajıyla birlikte duyurdu.
Batı basını ise CIA destekli analizlere yaslanarak, Kremlin‘in Ukrayna savaşını tırmandırmak için yeni bir bahane ürettiğini savunuyor.
Peki, böyle bir saldırı yoksa Putin neden “oldu” desin?
BAHANE Mİ, EŞİK Mİ?
Putin zaten savaşı başlatmış, nükleer kapasiteye sahip bir gücün lideri. Olmayan bir saldırıyı uydurarak meşruiyet üretmeye ihtiyacı yok. Moskova, bugüne kadar attığı sert adımları bahane icat etmeden de attı. Üstelik böyle bir iddia doğru değilse, Kremlin kendi eliyle dünyaya bir güvenlik zaafı ilan etmiş olur.
Bu nedenle Rusya’nın açıklamasını tümden propaganda diye çöpe atmak kolaycılık olur. Daha makul ihtimal, sınırlı ve sembolik bir saldırı girişiminin gerçekleştiği, ancak büyümeden bertaraf edildiği yönünde. Rus güvenlik mimarisinin en hassas noktalarından birinin hedef alınması, olayın küçümsenecek bir provokasyon olmadığını gösteriyor.
YAPMIŞSA KİM YAPMIŞTIR?
İlk akla gelen aktör Ukrayna. Ancak Kiev “Biz yapmadık” diyor. Dahası, Ukrayna’nın tek başına Putin’in konutuna uzanabilecek bir operasyon kapasitesine sahip olduğu iddiası da ikna edici değil. Bu tür hedefler; ileri düzey istihbarat, teknoloji ve en önemlisi siyasi risk yönetimi gerektirir.
OLAĞAN ŞÜPHELİ
Tam da bu noktada akla olağan şüpheli geliyor: İngiltere.
Son yıllarda Londra, Ukrayna savaşında Washington’dan bile daha agresif bir çizgi izliyor. Uzun menzilli silahların devreye sokulması, Rusya içini hedef alan operasyonlara verilen örtülü destek ve savaşın Rus topraklarına taşınması fikrinin en yüksek sesle savunulması bu yaklaşımın parçaları. İngiliz istihbaratının Ukrayna sahasındaki etkinliği ise artık sır değil.
Böyle bir hamle, Moskova’ya “hiçbir yer güvenli değil” mesajı verirken, savaşı aynı zamanda psikolojik bir eşiğe taşımayı hedefler.
ZAMANLAMA NEDEN ÖNEMLİ?
Asıl soru şu: Putin bu iddiayı neden şimdi gündeme taşıdı?
Muhtemelen Batı’ya bir uyarı vermek için. “Kırmızı çizgiler” söylemi, yalnızca Ukrayna cephesiyle sınırlı değil. Rus lider, kişisel güvenliğinin hedef alınmasını, savaşın niteliğini değiştirecek bir eşik olarak işaretliyor.
Sonuçta ortada iki ihtimal var. Ya gerçekten bir saldırı oldu ve bu, savaşın ne kadar tehlikeli bir noktaya geldiğini gösteriyor… Ya da olmadı ve Putin, aslında hiç ihtiyacı yokken dünya kamuoyunu yanıltmayı tercih etti; üstelik güvenlik zaafı algısını göze alarak.
Mantık, ilk ihtimalin çok daha güçlü olduğunu söylüyor. Çünkü bu savaşta asıl mesele artık kimin ne söylediği değil; kimlerin neyi göze alabildiği.



