CANLI | Yılın ilk gününde hava nasıl olacak? 63 kentte kar uyarısı: İliklerimize kadar üşüyeceğiz


Meteoroloji Uzmanı Adil Tek A Haber’de Gece Ajansı programına katılarak İstanbul’da başlayan yoğun kar yağışına ilişkin vatandaşlara uyarılarda bulundu.
Hazırlıkların zaten çoktan başlamış olması lazım. Yani hazırlıkların yapılmış olması lazım ki şu anda zaten özellikle o kuzey kesimlerdeki ilçelerde, yani Sarıyer, Beykoz yavaş yavaş iç kısımlara da sokulmaya başladı; Beşiktaş ve Şişli, Şişli’nin özellikle Ayazağa tarafları tabii ki ağırlıklı olmak üzere o bölgelerde, Kâğıthane, bu bölgelerde yağış etkili oluyor. Tedbirlerin şu an alınması lazım ki yollarda kazalar oluşmasın. Buzlanma zaten mevcut durumda, kar yere iner inmez erimiyor. Erimesi için de tuz atılması gerekir. Tuz çalışmaları başladı mı tabii bilemiyorum bunu. Tuz çalışmalarında, özellikle ana arterlerde tuzlama işlemlerinin de yapılması gerekiyor.
Tatil olması tabii ki büyük avantaj, yarın sabah saatleri için o riskler oluşmayacak, trafik yoğunluğu oluşmayacak, bunu söyleyebiliriz. Aslında güzel bir güne denk geldi bu; yani yarın tatil de olması ve yeni yılın ilk karı olması… Bir de ayrıca şu var ki; uzun zamandır, yani son 4-5 yıldır İstanbul’a böyle bir kar düşmemişti. Yani zeminde böyle tutan bir kar oluşmamıştı. Hatta hiç kar görmeyen çocuklar var diyebiliriz, yani karı zeminde İstanbul için tabii bahsediyoruz, zemindeki karı görecek olan daha yeni yetişmiş çocuklar da, o küçük çocuklar da daha yeni yeni karı görmeye başlayacaklar.”
“OCAK AYINDA SOĞUK HAVA GEÇİŞLERİ OLACAK”
Kar yağışı, evet, şimdi şöyle: Bu yağışın ardından cumartesi-pazar, önümüzdeki hafta sonu sıcaklık 14-15 derecelere çıkıyor. Ardından Ocak ayı içerisinde yine soğuk hava geçişlerini göreceğiz; yani kuzeyli özellikle ‘Kutup Vorteksi’ diye adlandırdığımız, ‘Kutupsal Girdap’ diye adlandırdığımız yapı üzerimize gelmeye başlıyor.
Bundan önceki tabii iki tane yağış geçti, bu üçüncü hava soğuk hava dalgası. İki soğuk hava dalgasında İstanbul tam sınırlarda kalmıştı. Bu soğuk hava dalgasının işte son kısmında, yani son bölümü diyelim bu, Karadeniz üzerinden bir dönüş yapıyor aslında; doğuya giden o soğuk ve kar yağışını oluşturan sistem, Karadeniz üzerinden bir girdap oluşturdu ve bu İstanbul’a şu saatler itibarıyla o yağışı düşürmeye başladı.
“ŞUBAT VE MART AYLARINA DİKKAT”
Ama bu sene biraz daha geçtiğimiz son 3-5 yıla göre daha serin bir ülke geneli… Tabii bununla beraber İstanbul da tabii bu kar yağışından etkilenecek, yani kar yağışını alacak gözüküyor. Şubat ayı içerisinde ve hatta Mart’ın başı itibarıyla da böyle bir kar yağışı olma olasılığı bulunuyor. Bunu nereden söylüyoruz? Mevsimsel tahminlerimiz var. Yani mevsimsel anomaliler diye de bunlar tabir ediliyor; mevsimsel tahmin o anomaliler, ortalamadan olan sapmalar şeklinde. Bu ortalamadan olan sapmalar, sıcaklıkların Ocak ve Şubat ayında ortalamaların altında kalacağını, ortalamalar ve altı değerlerde kalacağını -uzun yıllar ortalamaları- bu da soğuk günlerin sayısının fazla olacağını, beraberinde de yağış miktarları mevsim normalleri üzeri değerlerde ülke genelinde Ocak ve Şubat ayı için… Bu da kar yağışı olasılıklarını daha fazla olduğunu bize gösteriyor ve söylüyor.”
Ocak, Şubat, Mart aylarına kadar yağışlar ortalamalar ve üzeri değerlerde; yani bazı bölgesel değişiklikler olsa da genel olarak, genel manada yağışlı bir ortalamaların üzeri gözüküyor. Bu şunu ifade ediyor aslında: Orta Akdeniz’den ve kuzeyden gelecek olan sistemler biraz fazla bizim ülkemiz üzerine gelecek olan. Bu dönem, yani en az önümüzdeki 3-4 aylık dönem için yağışlar ortalamaların üzerine çıkıyor. Tabii ki birazcık barajlardaki dolulukları, özellikle de zemin suyunu rahatlatacak gözüküyor.
“YARIN BÜYÜK BİR KEYİF YAPACAĞIZ”
Ama tabii uzun biraz uzun vade baktığımızda, biz kuraklıkla ilgili problemimizi sadece yağışlara bağlamakla hata yapmış oluruz. Yani her şeyi yağışlara bağlı kalırsak orada sıkıntı olur. Bizim su tutma kapasitemizi artırmamız gerekiyor, yani su biriktirme haznelerimizin kapasitesinin artması gerekiyor. Çünkü bir kurak sürece doğru gidiyoruz zaten. Yani Akdeniz kuşağında oluşacak, oluşmaya başlayan gittikçe, gittikçe de dozu artan bir kuraklığa ve çölleşmeye doğru gidiyoruz. O yüzden de suyu bir şekilde tutmamız gerekiyor, suları boş akıtmamamız… Yani evdeki sudan bahsetmiyorum sadece, yani yağan, düşen, yere düşen o yağışları bir şekilde kontrol etmemiz gerekiyor ve ondan sonra onu yönetmemiz gerekiyor.
Onu yönetmemizden kastımız da işte hem tasarruf hem de diğer alt planda yapılacak olan birçok çalışma. Yani ilk başta suyun tutulması, diğer kısımda da suyun düzgün ve kaliteli yönetilmesi gerekiyor. Bunu toplumsal olarak bir üst plan olarak hep beraber çalışmamız gerekiyor; yani büyük stratejik planımızın bu olması gerekiyor. Çünkü kuraklık önümüzdeki en büyük tehlikelerden birisi. Kuraklık aslında dünyadaki afet sıralamalarında en ilk sırada yer alıyor, yani doğal afetler sıralamasında. Biz bazen hani mesela örneğin deprem evet çok önemli bir afet ama deprem dördüncü sırada, yani verdiği zararlar sosyo-ekonomik, can kaybı gibi koyduğumuz zaman. İlk sırayı kuraklık alıyor; kuraklığın verdiği zarar çok büyük bir tehlike ve kuraklık aslında sinsi bir şekilde yaklaşıyor, çok da farkında olamıyoruz. Farkına vardığımızda da iş işten geçmiş olabilir.
Çok büyük zorluklar yaşayabiliriz ki aslında bunu Ankara, İzmir örneklerinde zaten özellikle su konusundaki, evlere verilen su konusundaki, kullanım suyu konusundaki durumu zaten görmüş vaziyetteyiz. Bu daha da kötü bir hâl alacak önümüzdeki süreçte. O yüzden uzun vade stratejik planlarımızı, dediğim az önce söylediğim iki başlık var: Bir tanesi suyun tutulması ve kontrol edilmesi, biriktirilmesi, yani biriktirme kapasitesinin artırılması. Diğer kısım da onun kontrollü bir şekilde yönetilmesi olarak iki bölüme, iki başlığa ayırabiliriz. Altları zaten onların düşündükçe doluyor yani, o kısımlara girmiyoruz. Bu iki başlığı düşünmeye başladığınızda genel olarak tablo böyle. Yağış hayırlı olsun İstanbul’a. Yarın büyük bir keyif yapacağız diyeyim. Ben de sabah herhalde biraz kartopu oynarım diye düşünüyorum.”



