DÜNYA

Netanyahu’nun Mar-a Lago hezimeti

2025 yılını geride bıraktık. Dünya yeni yıla coşkuyla ve umutla girerken Gazze ise donarak, açlıkla, ölüm ve salgın hastalıklarla girdi. Ancak İsrail bakmaya kıymadığımız bebekleri vahşice öldürmeye devam etse de Gazzellilerin umudunu ve direnişini öldüremiyor. Öldüremeyecek. Bu bağlamda 2006 yılı başta Gazze olmak üzere yeryüzündeki birçok kronik kriz noktası için yeni değişim ve dönüşümlere sahne olacak. Özellikle de Suriye, Libya, Somali başta olmak üzere Türkiye‘nin nüfuz sahalarında barış ve istikrar daha da güçlenecek. Bu alanların başında da Gazze geliyor
Soykırımcılar her alanda sıkışıyor. Eskisi gibi at koşturamıyor. Türkiye faktörünün varlığı ve ağırlığı ABD’nin İsrail tandanslı stratejilerinde köklü bir revizyona yol açıyor. Nitekim Suriye ve Gazze’de İsrail merkezli yaklaşım yerine Türkiye ile birlikte diğer bölge ülkelerinin taleplerine göre şekillenen Amerika’nın yeni Ortadoğu siyaseti dikkat çekiyor.

***

Haliyle İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu‘nun 2025 yılında beşinci kez gittiği ABD’de umduğunu yine bulamaması bu yeni paradigmanın en somut kanıtı. 29 Aralık’ta Florida‘daki görüşmede Netanyahu’nun ABD Başkanı Donald Trump’tan istediği güvenceleri alamaması İsrail’in ABD’deki siyonist lobinin devasa gücüne rağmen gözle görülür biçimde zemin kaybettiğini gösteriyor.
Ayrıca Trump’ın, Netanyahu’yu Beyaz Saray yerine Florida’da Palm Beach’te bulunan kendi kulübü Mar-a Lago’da ağırlaması da İsrail’in ABD siyasetinde kaybettiği irtifanın bir diğer kritik işareti.
İsrail Başbakanı, Gazze barış sürecinin ikinci aşaması, Suriye ve F-35 satışı gibi Türkiye’yi ilgilendiren başlıklarda Trump’tan istediği tavizleri koparamadı. İran’a yönelik saldırıda da istediği vizeyi alamadı. Her iki konuda da Netanyahu başarısız oldu. Sayın Erdoğan’a duyduğu saygıyı yine dile getiren Trump bu kez daha da ileri giderek basın toplantısında yanında duran İsrail Başbakanı’nı işaret edip “Bibi de (Netanyahu) ona saygı duyuyor” dedi.

***

Yeri gelmişken şu paradoksa da dikkat çekmek gerek. Netanyahu’yu her fırsatta ‘büyük bir savaş başbakanı’ diye tanıtan Trump, kendini ise sürekli olarak ‘barış adamı’ diye lanse ediyor. Bu tezattaki ince ironiyi iyi okumak lazım. Bence ‘Gazze Kasabı’na yönelik bu ‘iltifatlar’ aslında Netanyahu ve onun gibilerin Trump nezdinde döneminin bittiğini simgeliyor. Zira Trump’ın, Netanyahu’ya yönelik dili, kelimeleri, ifşaat, tavır, söylem ve sembolik jestleri nereden bakılırsa bakılsın alegorik göndermeler ve ince istihzalarla dolu.
Örneğin ABD Başkanı’nın 29 Eylül 2025’te açıkladığı ve ‘büyük savaş başbakanı’ Netanyahu’ya kabul ettirdiği plan ‘Tump: End of Gaza War’ başlığını taşıyor. Bu başlık bile kaos peşindeki azılı siyonistler için büyük bir hezimetin göstergesi. Çünkü Trump kendini Netanyahu gibi savaş yanlısı bir soykırımcıyı durduran lider olarak görüyor. Zaten 9 Ekim 2025’te bunu açıklamıştı da… “Ona dedim ki, dünyayla savaşamazsın. Dünya sana karşı. İsrail, dünyayla kıyaslandığında çok küçük bir yer. Netanyahu’yu durdurdum, çünkü devam edecekti. Bu savaş yıllarca sürebilirdi…”
Hâsılıkelam, tablo gayet net. Trump durdurduğunu söylediği barbar Netanyahu’yu şimdi de terbiye edip ehlileştirmeye çalışıyor. Bakalım başarabilecek mi?

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu