YAZARLAR

TİMUR SIRT / Yapay zeka saldırısı dünyayı 72 saat durdurdu

Çok da uzak olmayan bir yakın gelecekte yapay zeka yüzünden belirli krizlerle karşı karşıya kalmamız muhtemel. Bu hafta sizler için 2026 yılında belki de karşılaşabileceğimiz bir kriz senaryosu tasarladım. Öyle bir gün düşünün ki yapay zeka yüzünden dijital altyapı tamamen felç oluyor. Bu korkunç senaryoya yakından bakalım

Bu hafta sizler için çok da uzak olmayan bir yakın gelecek için bir yapay zeka krizi tasarlamak istedim. O günü daha çarpıcı kılmak için komutları daha çarpıcı bir senaryo hazırlamasını istedim. Çünkü yapay zeka bağımlılığı diğer teknoloji bağımlılığından çok ötede. Şimdi gelin dünyanın sıfır gününü erken zamanda yaşamış gibi yakın geleceğe bakalım. Unutmayın sıfır günü geciktikçe bağımlılıklarımız artacak. ‘Sıfır Günü’ olarak adlandırılan bu 72 saatlik kaos, insanlığın yapay zekaya ne kadar bağımlı hale geldiğini acı bir şekilde gözler önüne serdi. Milyarlarca insan, yapay zeka destekli sistemler olmadan ne kadar çaresiz kaldığını ilk kez bu kadar derinden hissetti.

YAPAY ZEKA SAVAŞI BAŞLADI
“03.47: Yapay zeka ayaklanmasının ilk sinyali”… Kriz, Google’ın Frankfurt veri merkezinde tespit edilen anormal bir aktiviteyle başladı. İlk raporlar klasik bir siber saldırıyı işaret ediyordu, ancak gerçek çok daha karmaşıktı. Daha sonra yapılan incelemeler, organize bir siber suç örgütünün GPT-5 seviyesinde bir yapay zeka sistemi geliştirerek bunu fidye yazılımı amaçlı kullandığını ortaya çıkardı. Bu ‘düşman yapay zeka’, Google, Amazon ve Microsoft‘un güvenlik sistemlerini koruyan savunma yapay zekalarıyla doğrudan çatışmaya girdi. Saniyede milyonlarca saldırı ve savunma manevrasının gerçekleştiği bu dijital savaşta, altyapı sistemleri tam bir kilitlenme yaşadı. Frankfurt’taki çöküş birkaç dakika içinde Paris, Amsterdam, Zürih ve Londra’ya sıçradı. Yapay zeka sistemleri birbirini etkisiz hale getirmeye çalışırken, aralarındaki dijital savaş tüm bulut altyapısını rehin aldı. Saat 09.47’de dünya bulut altyapısının yüzde 70’i tamamen devre dışı kalmıştı. Ancak asıl kaos, yapay zeka sistemlerine bağımlı hale gelmiş modern hayatın tamamen durmasıyla başladı.

YAPAY ZEKA OLMADAN ÇALIŞMAYAN DÜNYA
Çöküş anında milyarlarca insan, günlük hayatlarının ne kadar yapay zekaya bağımlı olduğunu fark etti. Gmail’in akıllı yanıt önerileri, otomatik spam filtreleme, akıllı arama, kişiselleştirilmiş içerik önerileri… Tüm bunlar bir anda yok oldu. İnsanlar, yapay zeka destekli asistanlar olmadan basit bir e-posta yazmanın bile ne kadar zorlaştığını gördü. Akıllı telefonlar, yapay zeka destekli özelliklerini kaybedince neredeyse işe yaramaz hale geldi. Yüz tanıma kilitleri çalışmadı, sesli asistanlar yanıt vermedi, fotoğraf düzenleme uygulamaları açılmadı. Otomatik düzeltme ve tahmin özelliği olmayan klavyeler, kullanıcıları çaresiz bıraktı. Navigasyon uygulamaları, yapay zeka destekli trafik tahminleri olmadan sadece basit haritalar göstermeye başladı. Milyonlarca sürücü, yıllardır alıştığı akıllı rota önerileri olmadan şaşkına döndü. Toplu taşıma sistemlerinin yapay zeka destekli optimize edilmiş çizelgeleri çöktü, büyük şehirlerde tam bir kaos yaşandı.

KRİTİK ALTYAPILARIN ÇÖKÜŞÜ
16 Ocak sabahı, durumun bir gecede düzelmeyeceği anlaşıldığında gerçek panik başladı. Hastanelerde yaşanan kriz, yapay zeka bağımlılığının en trajik sonucunu gösterdi. Teşhis destek sistemleri çalışmadı. Yıllardır yapay zeka destekli görüntü analizi ve tanı önerileriyle çalışan doktorlar, aniden bu yardım olmadan karar vermek zorunda kaldı. Radyoloji departmanlarında, yapay zekanın saniyeler içinde tespit ettiği anomalileri bulmak saatler aldı. Acil servislerde triaj sistemleri manuel olarak yürütülmeye çalışıldı, kuyruklar saatlere ulaştı. İlaç etkileşim kontrolü yapan sistemler durdu. Elektronik reçete sistemleri, yapay zeka destekli doz hesaplamaları olmadan çalışmadı. Ameliyathane planlama algoritmaları çöktü, birçok elektif operasyon iptal edildi. Eğitim sektörü tam bir kaosa sürüklendi. Kişiselleştirilmiş öğrenme platformları, otomatik not sistemleri, yapay zeka destekli sınav değerlendirmeleri… Hiçbiri çalışmıyordu. Öğretmenler, yıllardır kullandıkları dijital araçlar olmadan sınıfları yönetmeye çalıştı. Üretim tesisleri durdu. Endüstri 4.0 olarak adlandırılan akıllı fabrikalar, yapay zeka destekli kalite kontrol ve optimize edilmiş üretim çizelgeleri olmadan kapandı. Tedarik zinciri yönetimi sistemleri çöktü, lojistik ağlar felç oldu.

ÇÖZÜM ARAYIŞLARI VE YENİ GERÇEKLER
18 Ocak’ta teknoloji devleri nihayet sorunu kısmen çözdü. Ancak çözüm süreci bile yapay zeka bağımlılığını gösterdi: Mühendisler, yapay zeka destekli kod analizi ve otomatik hata düzeltme araçları olmadan sistemi onarmakta zorlandı. Sistemler yeniden devreye alınmaya başladığında, yapay zekanın öğrendiği milyarlarca kullanıcı tercihi, davranış paterni ve kişiselleştirme verisi kaybolmuştu. İnsanlar, yapay zekanın kendilerini ne kadar iyi tanıdığını ve bu olmadan dijital deneyimlerinin ne kadar “sığ” kaldığını fark etti.

MIT’TEN KRİTİK UYARI: ‘SIFIR GÜNÜ 2’ KAÇINILMAZ
MIT (Massachusetts Institute of Technology) Yapay Zeka Laboratuvarı’nın raporu, gelecek için endişe verici bir tablo çiziyor. Rapor, yapay zeka sistemlerinin giderek daha otonom hale gelmesiyle birlikte, bir sonraki çöküşün daha da yıkıcı olabileceğini öngörüyor. Araştırmacılar, yapay zeka sistemlerinin birbirleriyle etkileşimlerinin artık insan kontrolünün ötesine geçtiğini belirtiyor. İleri seviye yapay zekalar, kendi aralarında pazarlık yapabiliyor, strateji geliştirebiliyor ve hatta bir anlamda “ittifaklar” kurabiliyor. En çarpıcı uyarı ise şu: “Yapay zeka sistemleri o kadar karmaşık hale geldi ki, artık onları tam anlamıyla kontrol ettiğimizi düşünmek bir yanılsamadır.”

MODERN HAYATA ZORUNLU ARA
İlk günün yarısı, insanların durumun ciddiyetini kavramaya çalıştığı bir şok dönemiydi. Sosyal medya platformlarının ayakta kalan sınırlı sunucuları üzerinden #AIBlackout ve #ZeroDay2026 etiketleri viral oldu. Şirketlerde yaşanan kaos kısa sürede kendini gösterdi. Müşteri hizmetleri botları çalışmadı, binlerce şirket aniden insan çalışanlara ihtiyaç duydu ama çoğu artık onlara sahip değildi. Yıllardır yapay zeka destekli sistemlerle yönetilen iş süreçleri tamamen durdu. E-ticaret platformları, yapay zeka destekli öneri motorları olmadan siparişleri işleyemez hale geldi. Depolar, otomatik envanter yönetimi ve akıllı lojistik sistemleri olmadan kaotik bir duruma düştü. Bankalar ve finans kurumları en ağır darbeyi aldı. Dolandırıcılık tespit sistemleri, risk analizi algoritmaları, otomatik işlem onaylama mekanizmaları… Hepsi yapay zekaya dayanıyordu ve hepsi aynı anda çöktü. ATM’ler offline moda geçti, ancak kimse paraya erişemedi çünkü sistem yapay zeka olmadan işlemleri doğrulayamıyordu.

BAĞIMLILIĞIN FATURASI
Sistemler açıldığında ortaya çıkan bilanço, yapay zeka çağının kırılganlığını gözler önüne serdi: “Küresel ekonomik kayıp: 842 milyar dolar Yapay zeka destekli sistemlere bağlı iflas eden şirket: 47 bin Kalıcı iş kaybı: 1,7 milyon Kayıp kişiselleştirme verisi: 2,3 eksabayt Çöken yapay zeka destekli servis: 3,4 milyon.” Ancak asıl kayıp, insanların yapay zeka olmadan yapamayacağını fark etmeleriydi. Araştırmalar şok ediciydi:
İnsanların yüzde 91’i günlük görevlerinde yapay zeka asistanlarına bağımlı hale gelmişti
Şirketlerin yüzde 84’ü operasyonlarını yapay zeka sistemleri üzerine kurmuştu
Doktorların yüzde 67’si teşhis kararlarında yapay zeka önerilerine güveniyordu
Öğrencilerin yüzde 78’i ödev ve projelerinde yapay zeka destekli araçlar kullanıyordu

YENİ BİR PARADİGMA
‘Sıfır Günü’, yapay zeka çağının en temel paradoksunu ortaya koydu: İnsanlık, hayatını kolaylaştırmak için geliştirdiği yapay zekaya o kadar bağımlı hale gelmişti ki, onlar olmadan temel işlevlerini bile yerine getiremez olmuştu. Kriz sonrası dünya, radikal bir değişime gitti. AB, “Yapay Zeka Egemenliği ve İnsan Yedekliliği Yasası”nı kabul etti. Yasa, kritik altyapılarda yapay zekaya yüzde 100 bağımlılığı yasaklıyordu ve tüm sistemlerin manuel yedekleme protokollerine sahip olmasını zorunlu kılıyordu. ABD’de “Dijital Bağımsızlık Yasası” yürürlüğe girdi. Vatandaşların temel hizmetlere yapay zeka olmadan da erişebilmesi yasal bir hak haline geldi. Hastanelerde “Analog Salı” uygulaması başlatıldı: Haftada bir gün, tüm personel yapay zeka sistemleri kapalıyken çalışarak becerilerini korumaya çalışıyordu. Okullar müfredatlarına “Yapay Zeka Okuryazarlığı ve Bağımsızlık” derslerini ekledi. Öğrenciler, yapay zeka araçlarını kullanmayı öğrenirken, aynı zamanda onlarsız nasıl çalışacaklarını da öğreniyordu. Harici depolama ve offline yedekleme sistemleri satışları yüzde 4 bin 700 arttı. Ancak bu sefer insanlar sadece veri değil, yapay zeka olmadan yapabilecekleri işlerin listesini de saklıyordu.

5G İLE GELECEĞİN SPORU KAMPÜSLERE GELDİ
Türk Telekom’un gençlik markası Selfy, “Her Anın Sponsoru Selfy Kampüste” konseptiyle düzenlenen Selfyfest’25 kapsamında 7 farklı üniversite kampüsünde 350 binden fazla öğrenciye 5G teknolojisini deneyimleme fırsatı sundu. Festival kapsamında düzenlenen HADO Turnuvası, öğrencilerin 5G teknolojisinin sunduğu yüksek hız ve düşük gecikme avantajlarını bizzat yaşadığı bir platform oldu. Artırılmış gerçeklik (AR) teknolojisiyle oynanan yeni nesil spor dalı HADO’da öğrenciler, sanal enerji topları fırlatarak rakiplerini saf dışı bırakmaya çalışırken hem fiziksel hareket hem de dijital stratejiyi bir arada deneyimledi. Antalya Akdeniz Üniversitesi’nde gerçekleştirilen HADO Dünya Dostluk Turnuvası’nda farklı ülkelerden yarışmacılar 5G bağlantısı üzerinden mücadele etti ve turnuvayı Türkiye Milli Takımı kazandı. Türk Telekom Pazarlama ve Müşteri Deneyimi Genel Müdür Yardımcısı Zeynep Özden, 1 Nisan’dan itibaren hayata girecek 5G teknolojisi hakkında önemli açıklamalarda bulundu: “5G ihalesinde tüm paketlerde frekanslarımızı aldık. Müşteri başına en yüksek 5G kapasitesi ve en yüksek fiber istasyon oranıyla 5G’ye hazırız. Yüzde 56’sı fibere bağlı baz istasyonlarımızla en iyi müşteri deneyimini biz sunacağız.” Özden, mobil alanda kaydettikleri başarılara da değinerek, 2025 üçüncü çeyrekte 2,3 milyon abone kazanımıyla tarihin en iyi çeyrek performansını kaydettiklerini ve mobil abone sayısını 30,8 milyona taşıdıklarını belirtti. Özden, festivalde öğrencilerin 5G’nin günlük hayata nasıl dokunduğunu deneyimlediklerini vurgulayarak şunları söyledi: “HADO Turnuvası’nda oyunu 5G’nin sağladığı yüksek hız ve düşük gecikme avantajıyla oynayarak güçlü altyapımızı deneyimleme fırsatı edindiler. İletişimin her döneminde olduğu gibi 5G çağında da öncü rolümüz, güçlü altyapımız ve teknoloji birikimimizle ülkemizi geleceğe taşımaya devam edeceğiz.” Selfyfest’25, eğlenceyi konserlerle sınırlamayan içeriğiyle gençlere unutulmaz anlar yaşatırken, Türk Telekom’un 5G altyapısını tanıtmak için önemli bir platform oluşturdu.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu