YAZARLAR

NURULLAH GÜR / Türkiye teknoloji geliştirmede üst basamakları zorluyor

Türkiye, dünyanın en fazla patent başvurusu yapan ilk 20 ülke arasında yer alıyor. Listede 23’üncü sıradan 18’e yükseldik. İlk 20’de patent başvuru sayısı bir önceki yıla kıyasla çift haneli rakamlarda yükselen üç ülkeden biriyiz

İktisat, fizik gibi mutlak doğrulara sahip bir bilim dalı değildir. Bunu, aynı konuyla ilgili farklı iktisatçıların geliştirdiği onlarca farklı yaklaşımdan anlayabilirsiniz. Ya da bir ülkede işe yarayan politikaların, başka bir ülkede bambaşka sonuçlar üretmesinden… Ancak yine de iktisatçıların neredeyse tamamının mutabık kaldığı bazı olgular vardır. Teknolojik gelişmenin ekonomik ilerlemenin itici gücü olması buna iyi bir örnektir. Gelişmiş ülkeleri takip eden diğer ülkeler, ilk etapta taklit, tersine mühendislik ve teknoloji transferi yoluyla ekonomik büyümelerini yukarı çekebilirler. Fakat bir süre sonra bu yöntemler yetersiz kalır. Ekonominin daha sofistike ve rekabetçi bir yapıya kavuşması için, ülkenin kendi teknolojilerini üretmesi belirleyici hâle gelir. Yani taklitten yeniliğe (imitasyondan inovasyona) geçiş yapmak gerekir. Aksi takdirde, orta gelir tuzağına takılıp kalırlar.
Türkiye tam da bu geçişi gerçekleştirmeye çalışan ülke grubunun başında yer alıyor. Bu yolda sanayi ve teknoloji politikalarını daha ürün ve sektör bazında seçici hale getirdik; nitelikli teşvik programlarına daha fazla kaynak ayırdık. Yine de bu alanlarda eksiklerimiz ve gelişime açık yönlerimiz var. Bu konuları bu köşede zaman zaman tartışıyoruz. Geleceğe daha pozitif bakmak adına kaydedilen ilerlemeleri de öne çıkarmak önemli.

PATENT BAŞVURULARINDA İLK 20’DEYİZ
Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü (WIPO) bu hafta fikri mülkiyet haklarına ilişkin güncel verilerini açıkladı. Türkiye, dünyanın en fazla patent başvurusu yapan ilk 20 ülkesi arasında yer aldı. 23. sıradan 18. sıraya yükseldik. İlk 20’de patent başvuru sayısı bir önceki yıla kıyasla çift haneli rakamlarda yükselen üç ülkeden birisiyiz. Bu sene oldukça güçlü bir yükseliş yaşadık. Bundan sonra öncelikle her sene ilk 20’nin içerisinde olmayı, sonrasında istikrarlı biçimde ilk 10’a doğru tırmanmayı gözümüze kestirmeliyiz.
TÜRKPATENT‘e yapılan patent başvuruları ağırlıklı olarak Türkiye’deki yerleşiklerden geliyor. Uluslararasılaşmada kat etmemiz gereken bir mesafe var. Türkiye’nin aldığı patent başvurularının yüzde 3.4’ü yurt dışından geliyor. Türkiye’de yerleşik kişi ve kurumların yurt dışındaki patent ofislerine yaptıkları başvurular da görece düşük. Örneğin Türkiye, Çin‘de 99, ABD‘de ise 539 patent başvurusu yapmış. Güney Kore’ye baktığımızda ise patent alanında çok daha uluslararası bir ağ görüyoruz. Güney Kore, Çin’de 21 bin, ABD’de 45 bin patent başvurusu gerçekleştirmiş. Buna karşılık Çin, Güney Kore’de 6 bin, ABD’de ise 16 bin patent başvurusunda bulunmuş.

Yerleşiklerin yaptığı patent başvuruları listesinde dünyanın ilk 10 ülkesi arasındayız. Bu veriler, Türkiye’de patent sisteminin büyük oranda yerli ekosistem üzerinden ilerlediğini gösteriyor. Hem kendi şirketlerimizi ve bilim insanlarımızı yurtdışındaki yenilikçi faaliyetlerde daha aktif olmalarını teşvik etmeli hem de Türkiye’de daha fazla Ar-Ge yapma eğiliminde olabilecek doğrudan yabancı yatırımları buraya gelmeye özendirmeliyiz.
2014–2024 yılları arasında Türkiye’de yerleşiklerin 100 milyar GSYH başına düşen patent başvuru sayısı 272’den 350’ye yükseldi. Bu artış değerli bir ilerlemeye işaret ediyor. Ancak aynı göstergede ilk sırada yer alan Çin’in 5 bine yaklaşan başvuru seviyesine ulaştığını da vurgulamak gerekir. Orta vadede en azından 500’ü hedeflemeliyiz.
Tabi bir yandan da her patent başvurusunun başarılı biçimde sonlanacağının bir garantisi yok. Verilen (onaylanan) patentler tarafında Türkiye henüz ilk 20’de değil. Fakat Türkiye, verdiği patent sayılarında yüzde 38,9 gibi oldukça yüksek bir büyüme hızı yakaladı. 1-2 yıl içerisinde verilen patentler listesinde de Türkiye’nin ilk 20’ye girmesi sürpriz olmaz.
Teknolojik ilerlemede iş yalnızca patent almakla da bitmiyor. Patentlerinizin başka patentler tarafından kullanılması büyük önem taşıyor. Bu durum, yaptığınız yeniliklerin gerçekten fark oluşturduğunu gösterir. Yani geliştirdiğiniz teknolojiler, başka teknolojilerin ortaya çıkmasına katkı sağlıyordur. Bu nedenle Türkiye’deki şirketlerin küresel ölçekte fark yaratacak yenilikler üretmeyi hedeflemeleri gerekir. Kaydettiğimiz ilerleme gelecek adına umut verici. Bu, bizi daha iyisi için motive etmeli.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu