YAZARLAR

BİLGAY DUMAN / Irak’ta Sandıktan Ne Çıktı?

Ortadoğu‘da jeopolitik fay hatlarının hareketliliği sürerken, bölgenin merkez ülkesi konumundaki Irak, bir kez daha iç çekişme ile istikrar arayışı arasında sandığa gitti. 2003’te ABD işgaliyle devrilen Saddam Hüseyin yönetiminin ardından kurulan yeni yapıdaki 6. Parlamento seçimleri 11 Kasım 2025’te gerçekleştirildi. Seçim süreci ve sonuçlardan bağımsız olarak seçimlerin gerçekleştirilmiş olması bile tek başına oldukça önemli. Zira kâğıt üzerinde “rutine” dönüşmüş bir demokratik süreçten söz etsek bile, sahadaki tablo hâlâ kırılgan, hâlâ tartışmalı. Bu yüzden seçimlere dair istikrarlı takvimin korunması, Irak’taki normalleşme süreçleri açısından kritik.

Bir tarafta yıllardır çözülemeyen temel sorunlar var: Yolsuzluk, işsizlik, hizmet eksikliği, milis ağları, İran etkisi. Diğer tarafta ise tamamen tükenmemiş bir umut ve sisteme, en azından şimdilik, verilen son bir “kredi”. Seçim sosyolojisi tam da bu ikilemi yansıtıyor.

Seçim Öncesi Neler Yaşandı?

2003 sonrası oluşan siyasi teamül çerçevesinde cumhurbaşkanlığının Kürtlere, Meclis Başkanlığının Sünnilere, başbakanlığın ise Şiilere bırakıldığı bir düzen var. Bununla birlikte petrol geliri yüksek bir ülkede hâlâ düzenli kamu hizmetlerinin sağlanmasında aksilikler yaşanıyor. Bununla birlikte iş bulamayan gençler ve yaygın yolsuzluk algısı, özellikle Şii tabanda ciddi bir öfke biriktirdi. Buna, İran’a yakın milis grupların siyaseti ve ekonomiyi kuşatan etkisini de eklemek gerekiyor.

Böyle bir zeminde 2021’de katılım yüzde 41’e kadar düşmüş, “sandık bir şey değiştirmiyor” algısı güçlenmişti. Üstüne Mukteda es-Sadr’ın siyasetten çekilmesi ve boykot çağrıları geldi. Buna rağmen 2022’de başbakan olan Muhammed Şiya es-Sudani’nin daha makul, dengeli ve hizmet odaklı bir çizgiye yönelmesi, toplumda kısmi bir rahatlama yarattı ve 2025 seçimlerinin psikolojik zeminini oluşturdu.

Sandığa Dönüş: Katılım Ne Anlatıyor?

Resmî rakamlara göre katılım oranı bu kez yüzde 56’nın üzerine çıktı. Ancak bu oran kayıtlı seçmene göre hesaplanıyor. 46 milyonu aşan nüfusa karşılık seçmen sayısı yaklaşık 30 milyon. 2025 seçimlerinde sadece 21 milyonu fiilen oy kullanma hakkına sahipti. Çünkü Irak’ta son üç seçimdir elektronik oy kullanılıyor ve oy kullanmak için biyometrik kart zorunluluğu var. Seçimlerden önce elektronik seçmen kartı almayanların sayısı yaklaşık 9 milyon oldu. Seçim sonuçlarının gösterdiği rakama göre ise sandığa gidenlerin sayısı 12 milyon civarında. Dolayısıyla gerçek katılımın yüzde 40’lar seviyesinde olduğunu söylemek daha doğru.

Yine de düşüş trendini kıran eğilim önemli. Daha da önemlisi, yükseliş özellikle Sünni vilayetlerde ve IKBY bölgesinde belirgin. Anbar, Ninova ve Selahaddin’deki artış, Sünni toplumun “sistemin tamamen dışına çıkma” eğiliminden “şartlı geri dönüş”e geçtiğini gösteriyor. Diğer bir ifadeyle Sünnilerin, Şii siyasi realitesini kabul ederek bir yön çizdiği görülüyor.

Erbil ve Duhok’ta yüzde 70’e yaklaşan oranlar ise Kürt seçmenin Bağdat’tan kopmadığını, aksine federal yapı içinde daha güçlü bir pazarlık gücü aradığını gösteriyor. Bunu hem bir tercih hem de bir zorunluluk olarak okumak gerekiyor. Çünkü özellikle son iki yıldır Erbil ve Bağdat arasında bütçe konusunda yaşananlar, Kürtleri de Bağdat’ta daha güçlü olmaya zorluyor.

Öte yandan Sadr’ın boykot çağrılarına rağmen, onun güçlü olduğu bölgelerde bile katılımın tamamen çökmemesi, sistemle bağın tamamen kopmadığını, ama kırılgan bir güven ilişkisinin sürdüğünü gösteriyor. Karar mekanizmasının merkezinde Şii siyaset duruyor, ama Şii toplumun siyasal elitlere güveni oldukça zayıf. Şiilerin yoğun olduğu bölgelerdeki katılımın diğer bölgelere göre düşük olması bunun bir göstergesi.

Seçim Sonuçları Ne Söyledi?

Tüm bu dinamiklerin seçim sonuçlarına da yansıdığı görülüyor. Seçimlerin birincisi, 329 sandalyeli parlamentoda 1 milyon 300 binden fazla oyla 46 koltuk elde ederek Başbakan Sudani’nin liderlik ettiği İmar ve Kalkınma Koalisyonu oldu. Sudani, başbakan olmadan önce parlamentoda sadece iki vekile sahip bir figürdü. Bugün geldiği nokta, özellikle Şii tabanda yeni bir arayışın ve “daha teknokrat, daha dengeli” bir profile yönelimin ifadesi. Görev süresince hizmete, yatırımlara ve gerginliği düşüren söyleme ağırlık vermesi, sahadaki gözlemlerle de teyit edilen bir karşılık bulmuş durumda.

Buna karşın eski Şii güç merkezleri sahneden çekilmiş değil. Kanun Devleti Koalisyonu, Sadıkun, Bedir çizgisindeki partiler ve genel olarak Şii Koordinasyon Çerçevesi içindeki bileşenler etkilerini koruyor. Bu da İran’a yakın yapıların, toplumsal tartışmalara rağmen siyasette hâlâ belirleyici aktör olmaya devam ettiğini gösteriyor.

Seçimlere dağınık giren Sünniler ise diğer gruplara göre daha yüksek katılım göstermelerinin sağladığı getiri ile birlikte elde edebilecekleri potansiyeli korumuş görüyor. Kuzeyde ise KDP’nin çok net bir ağırlığı var. KDP, bölgedeki diğer tüm partilerin tamamının toplamından daha fazla oy aldı. Kürt çoğunluğun olmadığı Ninova vilayetinde dahi birinci. Hatta seçim yarışına siyasi oluşumlar üzerinden değil, parti bazlı bakıldığında 1 milyon 150 bin oyla seçimlerin birinci partisi oldu. Zira Sudani de dahil, diğer oluşumların çoğu bir koalisyon kurarak seçimlere girdi. Bu KDP açısından önemli bir başarı. Öte yandan IKBY iç siyasetinde süren KDP–KYB çekişmesi, Bağdat denklemlerine de yansıyor. Özellikle cumhurbaşkanlığı seçiminde bu çekişme önemli bir süreç olacak ve hükümet kurma sürecini de baltalayabilecek nitelikte.

Türkmenler ise Kerkük ve Diyala’da kendi listeleriyle yarışmalarına rağmen parlamentoda sadece birkaç sandalye alarak, ağırlıklarının altında bir temsil düzeyiyle karşı karşıya kaldılar.

Şii Koordinasyon Çerçevesi ve Yeni Sünni Blok

Seçimlerin ardından resim netleşirken, Şii dünyasında Koordinasyon Çerçevesi yeniden merkeze yerleşti. Çerçeve, Sudani’nin koalisyonu da dâhil olmak üzere bileşen partilerin bir araya geldiğini ilan ederek parlamentodaki en büyük blok olduğunu açıkladı ve hükümet kurma sürecinde başbakan adayını belirleme iddiasını tazeledi.

Sudani bir yandan Şii Koordinasyon Çerçevesi içindeki pazarlıkların parçası, diğer yandan kendi koalisyonunu genişletmeye çalışan bir aktör konumunda. Nitekim Sudani ikinci dönemi istediğini ortaya koyan açıklamalar yaptı. Ancak çerçeve içinde Sudani’nin ikinci dönemine mesafeli duran kanatların bulunduğu da biliniyor. Bu sadece Sudani için değil genel bir tutum olarak da görülebilir. Nuri el-Maliki tecrübesi bu tutumun temel kaynağı. Bu durum, başbakanlık yarışında belirsizliği artırıyor.

Sünni cephede ise uzun süredir konuşulan ama “zor” görülen birlik arayışı bu kez farklı bir yöne evrildi. Takaddum, Azm, Siyade, Hasim gibi başlıca Sünni oluşumlar, seçim sonrası “Ulusal Siyasi Konsey” adı altında yeni bir şemsiye yapıda buluşarak fiilen yeni bir Sünni blok oluşturdular. Bu girişim, Sünni bileşenin hükümet kurma pazarlıklarına parçalı değil, daha koordineli girmesini hedefliyor. Bu tablo, Irak’ta klasik mezhep temelli dizilimi korurken, aynı anda daha örgütlü bloklar arayışına da işaret ediyor.

Hükumet Kurma Sürecini Neler Bekliyor?

Irak Anayasası takvimi net. Parlamento ilk oturumdan itibaren 30 gün içinde cumhurbaşkanını seçecek. Cumhurbaşkanının 15 gün içinde en parlamentodaki en büyük blok tarafından gösterilecek başbakan adayını görevlendirmesi gerekiyor. Adayın da bir ay içinde kabineyi kurup güvenoyu alması lazım. Teoride işler basit ancak pratikte ise hiçbir dönem bu takvim işlemedi. 2005’ten bu yana hükümet kurma ortalaması 200 günü aştı; 2021 seçimlerinin ardından ise süreç neredeyse 400 güne yaklaştı.

Bugün de benzer riskler masada. Cumhurbaşkanlığı için KDP–KYB uzlaşısı şart. Şii Koordinasyon Çerçevesi’nin kendi içindeki başbakanlık yarışı çözülmeden, Sünni blokla ve Kürtlerle yapılacak pazarlıkların da netleşmesi zor. Bu da hükümet kurma sürecinin yeniden uzaması ihtimalini güçlendiriyor. Bir de buna ABD – İran rekabetini eklemek gerekiyor.

ABD–İran Rekabetinde Daralan Siyasi Alan

Irak, uzun süredir ABD ile İran arasındaki nüfuz mücadelesinin sahnesi. İran yanlısı milisler ve siyasi partiler üzerinden kurulan etki hem idari ve siyasi hem güvenlik hem de ekonomide belirleyici. ABD ise bu etkiyi sınırlamaya dönük baskısını artırıyor.

Sudani bu tabloda denge arayan bir çizgide. Bir yandan ABD ile ilişkileri koparmadan ilerlemeye, diğer yandan İran’la çatışmadan yol almaya çalışıyor. İran yanlısı grupların eleştirilerine rağmen Sudani’nin seçimden birinci çıkması, toplumun bu “dengeci” çizgiye belirli ölçüde kredi verdiğini gösteriyor. Ancak Koordinasyon Çerçevesi içindeki güç mücadeleleri ve ABD–İran geriliminin seyri, Sudani’nin alanını daraltabilecek faktörler.

Türkiye Bu Tabloya Nereden Bakıyor?

Türkiye, Irak seçimlerini ve hükumet kurma sürecini öncelikle güvenlik, enerji hatları ve Bağdat–Erbil ilişkileri üzerinden okuyor. Ankara için mesele bir “taraf seçimi” değil, doğrudan ilişki kurabildiği, muhataplarıyla sahada çalışabildiği bir Irak profili. PKK’nın Irak’taki varlığı, sınır güvenliği, enerji işbirliği, Kerkük ve Türkmenlerin konumu gibi başlıklar, Türkiye açısından Irak iç siyasetine bakışta öncelikli dosyalar. Türkiye açısından Irak’ın toprak bütünlüğü ve siyasi birliği temel ilke olmaya devam ediyor. Bu nedenle Türkiye Bağdat ve Erbil ile doğrudan ve kurumsal ilişkileri güçlendirmeye devam etmek istiyor.

Nihayetinde Irak açısından gelecek umutla bakacak pek çok nokta var. 11 Kasım seçimleri, Irak’ın tamamen tıkanmış bir siyasal döngü içinde olmadığını, toplumun hâlâ sürece müdahil olmak istediğini gösterdi. Ancak yapısal sorunlar, mezhep ve kimlik siyasetinin sert hattı ve bölgesel rekabet, bu umudu kalıcı bir normalleşmeye dönüştürmeyi zorlaştırıyor. Soru şu: Siyasi aktörler ve dış güçler, bu kez toplumsal mesajı doğru okuyup gerilimi azaltan bir yönelim geliştirebilecek mi? Konu Irak olunca bugünden yarına net ifadeler kullanmak zor.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu